2 Ocak 2018 Salı

What Happened To Monday || Yedinci Hayat Film İncelemesi



Willem Dafoe deyince akan sular durur bende. Yedinci Hayat'ın ilk fragmanını gördüğüm zaman görünce yemin ederim elim ayağım titredi. Adamın rol kabiliyetini o kadar çok seviyorum. Zaten onu gördüğüm her yerde bi' geriliyorum. Benim için kötü karakter imajı için biçilmiş kaftan. Çok seviyorum. Spiderman'de sevdim, Two Souls'ta sevdim. Seviyorum işte napiyim. 

What Happened Monday, yani güzelim Tükçe'mizde Yedinci Hayat olarak çevrilen filmde de Willem Dafoe var diye hevesle geçtim oturdum ama kaç, birkaç sahnede mi vardı? Tam bir hayal kırıklığı. Ama hayal kırıklığı olmayan şey neydi biliyor musunuz? Başrolde Settman kardeşleri canlandıran Noomi Rapace. Ablacım sen 7 ayrı karakteri tek bir filmde ne de güzel oynamış ve canlandırmışsın. Seni tebrik etmemek elde değil gerçekten. Bu gibi filme en yakın örnek Split olsa gerek ama ikisi birbiriyle elbette ki kıyaslanmamalı. Split filmindeki muhabbet çok daha farklıydı, ama orada da birden fazla karakterin aynı anda canlandırılması söz konusuydu. Split kadar muntazam hisler bıraktı mı diye soracak olursanız hayır derim. Split eğer benim için 10 puan ise, What Happened To Monday benim için 7, bilemedin 8.


Ha puanı nereden kırdın derseniz, Dafoe'nun az olması, daha böyle aksiyon bekleyecekken bir türlü o beklediğim aksiyona girememeleri, beleş beleş ölmeleri ve içlerinden birinin suçlu çıkması şeklinde gösterebilirim. Çünkü gerçekten, senarist arkadaşlara buradan sesleniyorum, filmin yarım saatinden sonra tahmin edilen bir senaryo yazıyorsanız, kazandığınız paraya baktığınızı düşünüyoruz. Evet. Zaten spoiler'ın alasını filmin isminde vermişsiniz. Hani, esas amacınızın para kazanmak olduğunu bu kadar belli etmeyin yahu. Bi' heyecanlandırın bizi. Farklı bir amacınız varmış gibi hissedelim. Olmaz mı?

Biraz inceleyelim. Filmin konusu neydi? İleri zamanlarda dünya nüfusu o kadar artmıştı ki artık insanoğlu yediği kaba pisleyecek hale gelmişti. Bu durumda devletlerin yapabilecek bir şeyi kalmamıştı. Nüfusu kontrol altına almak için tek çocuk yasası devreye sokulmuştu. Ama GDO'lu ürünler yüzünden çoklu doğumlar artmıştı ve çoklu doğumlarda veya birden fazla kardeş olmaları durumunda çocuklardan sadece bir tanesi kalacak şeklinde toplanıyor ve onları daha iyi bir gelecek için dondurduklarını söylüyorlardı. Devlet politikası bu şekildeyken bizim Terrence Settman (Willem Dafoe)'ın kızı bir doğum gerçekleştirir. Doğumda 7 tane tek yumurta ikizi (yedizi?) dünyaya gelir ve Terrence her birine haftanın bir gününü isim olarak koyar. Monday, Tuesday, Wednesday, Thursday, Friday, Saturday ve Sunday. 



İkiz olmak, kardeş sahibi olmak yasak. Devlet gelip çocuğa el koyuyor ve ileriki yıllarda uyandırılmak üzere bu çocukların uyutulduğunu söylüyor. Tabi ki daha sonra bu çocukların aslında uyutulup yakılarak öldürüldüğü öğreniliyor. Bizim yedizler de toplanıp gönderilmesin diye her biri haftanın sadece bir günü dışarı çıkabilecek şekilde gizli bir hayat yaşamaya zorlanıyorlar. Her biri dışarıda aynı kızı canlandırıyor ve evin içinde kendi karakterlerine geri dönebiliyorlar. Böylelikle harika bir kariyere, harika bir dış görünüşe sahip olarak bu zamana kadar geliyorlar. Ta ki içlerinden biri bir gün gelmesi gerektiği saatte ortada gözükmeyene kadar. Daha sonra her biri, kaybolan kardeşlerini bulmak için dışarı çıkmak zorunda kalıyorlar ve öğreniliyor ki Monday hepsini satmış. Çünkü aşık olmuş. Çünkü hamile kalmış. Koskoca distopik bir ortamda Monday kendine ait, sadece kendine ait bir hayat istemiş. Bu sebepten dolayı da geride kalan altı kardeşini gözünü kırpmadan satmış. Özetle klişele olabilecek bir hikayeye döndürmüşler canım fikri. Hani, en azından bir pişmanlık, kardeşleri için üzülme falan görelim. Hayır. Çünkü yapılması gereken şey onun için çok basitti. İki tane bebeği olacaktı. Kardeşlerinden kurtulmalıydı. Böylelikle sevdiği adamla birlikte bir aile olabilecekti.

Yine de son zamanlarda çıkan filmlerin yanında, bu tarz orjinal filmleri görmek hoşuma gidiyor ne yalan söyleyeyim. Güzel kurgu, ama eksik sahneler söz konusu. Çok daha güzel aksiyon sahneleri konulabilirdi bana göre.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek sevgiyle kalın :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder