23 Temmuz 2017 Pazar

Dunkirk Film İncelemesi



Bir insana gerçekten savaş nedir sorusunun cevabını üç aşağı beş yukarı cevaplandıracak bir filmdi Dunkirk. Üstelik de Christopher Nolan'ın filmi olunca ve ikinci üniversite olarak da Uluslararası İlişkiler okuyunca ve dünya tarihinin geçirdiği savaşlar ve siyasi dengeler konusunda biraz bilgi sahibi olmaya başlayınca ister istemez merak konusu oluyor. Gidip izleyelim dedik ve heyecanla yerlerimize oturduk. 

Bu noktada Dunkirk'in muhabbeti nedir bilmeyenler için ufak bir bilgilendirme vermem lazım. Aslında Google'da aratsanız da çok rahatlıkla bulabileceğiniz bir bilgi paylaşıyor olacağım. 2. Dünya Savaşı sırasında Dunkirk adlı şehrin sahil kısmında İngiliz ve Fransız askerleri sıkışıyor. Almanya onları oraya kadar ittirmiş. Derken Hitler birden ordularına tankları durdurmalarını söylüyor. Ve işte bu esnada İngiliz ve Fransızlar orada sıkışmış olan askerlerini kurtarmak için bir tahliye çalışması başlatıyorlar ama tabii ki hiç kolay değil. Hava saldırılarından, bombalardan gemilerini kurtarmaları gerekiyor. Nitekim kurtaramıyorlar. Çok fazla kayıp veriyorlar, ama aynı zamanda binlerce askeri kurtarmayı da başarıyorlar. Hitler'in tankları durdurma emri vermesi sayesinde, binlerce, yüzlerce asker kurtulmuş oluyor ve savaşın seyrini değiştiren bir umut aşılanmasına sebep oluyor.

Almanya tarafının düşman olarak gösterildiği ve İngiliz ve Fransızların tarafından anlatılan bir film olduğunu dikkat çekmek isterim. Zaten direkt olarak düşman olarak hitap ediliyor. Doğal olarak en başta gergin başlıyorsunuz. 3 farklı olayı anlatıyor film. Bir tanesi, Dunkirk sahiline sıkışmış ve gemi ve teknelerle kaçmaya çalışan İngiliz ve Fransız askerlerini, bir tanesi bir İngiliz pilotunun o an havada yaşadığı çatışmayı ve diğeri de Dunkirk'teki askerleri kurtarmak için Moonstone adındaki yatını Dunkirk'e götüren baba ile oğluyla, yanlarındaki bir çocuğun hikayesi.



İsimler zaten önemsizdi. Önemli olan şey, savaşın nasıl olabileceğini anlatmaları. Sahile sıkışmış ve içecek su bile bulamamanın çilesini, gencecik yaşlarında Almanlarla savaşmak zorunda kalmaları vs. Bir pilotun kahraman olması ve ölüm ile kahramanlık arasındaki o ince çizgide nasıl dans ettiğini, diğeri ise, milleti için her şeyi yapmaya karar vermiş sivil bir vatandaş. 

Belirtmem gerekir ki film gerçekten karanlık, karamsar ve bazılarınca sıkıcı sayılabilecek derecede ağır. Hatta bazılarına öyle ağır geldi ki filmin yarısında sinema salonunu terk edip bir daha gelmeyenlerin sayısı da çok fazla. Hayır Imax film bileti alıp yarısında çıkabilecek kadar zenginlik varsa zaten bizde helal olsun diyorum. Ben o kadar zengin değilim :P

Bomba ve silah seslerinin kafanızın içine ettiği, gerçekten sizi yer yer geren sahnelerle gitmek istiyorum devamını görmek istemiyorum, bu kadar da talihsizlik olmaz diye isyan ettiğiniz bir filmdi. Sonuç olarak sinema salonunda izlemezseniz, belki de vermesi gereken etkiyi tam olarak veremeyecek olan bir filmdi ve özetle Christopher Nolan adını duydunuz diye ikinci bir Interstellar, The Dark Knight vakası yaşayacağınızı düşünmemeniz gereken gerçekçi ve tarihi ögeleri bol olan, film bittiği zaman sizi derin düşüncelerle bırakan ve belki de izlediğiniz için pişman olabileceğiniz kadar olayları çıplak bir şekilde gözler önüne koyan bir filmdi. 

Sonra uyarmadı demeyin.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Bana ulaşabileceğiniz sosyal medya hesapları için:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder