17 Haziran 2017 Cumartesi

Boruto : Naruto Next Generation İnceleme

Naruto da bittiğine göre, sonunda Boruto'ya gelebiliriz. Henüz çok başlarda olan bu hikaye için elbette fazla söylenecek şey yok.

Mangasını okursanız 10. bölüme kadar olan kısmını film halinde zaten sunduklarını, daha sonra anime serisiyle birlikte manga'dan uzaklaşıldığını ve filmdeki zaman çizelgesinden daha geriye, yani Boruto'nun henüz akademiden mezun olmadığı zamanları gösterdiklerini fark edersiniz.

Neden böyle bir şey yapmışlar bilemiyorum. Herhalde manga ile anime arasında en azından 50-60 bölüm falan koyma derdindeler ama Naruto'yu biraz bile izlemiş olanlar bilir ki bu animelerin %60'ı 70'i (evet salladım ama usturuplu salladım) filler dediğimiz bölümlerden oluşur. 

Özetle, şu an Boruto: Naruto Next Generations dediğimiz seriye ait 1 film, 12 bölümlük bir anime serisi ve 14/15 bölümlük bir manga serisi mevcut. Bunları tek tek incelediğimiz zaman fark ediyoruz ki manga olarak yayınlanan 14 bölümün ilk 10 bölü zaten hali hazırda animenin film versiyonuyla bize gösterilmiş. Bunun amacı da zaten Boruto'yu tanıtmak idi. Peki filmde ne görüyorduk? Bir önceki yazılarımda filmi ciddi manada incelediğim bir yazıyı bulabilirsiniz. Yine de sizin için ben yazımın sonuna onun linki tekrar koyacağım. Ama özetlersek eğer, Chunin sınavına girişlerini, yeni ninja dünyasını, tehditleri ve yeni veletler tanımıştık. Burada Boruto, Sarada ve Mitsuki ile bir takım idi ve başlarında Konohamaru vardı. Naruto çok fazla çalışıyor ve çocuklarına eskisi kadar vakit ayıramadığı için Boruto ile arasının açılmasına sebep oluyordu ama işin sonunda Boruto, babasına tekrardan saygı duyabileceği bir macera yaşıyordu. Bu esnada Boruto'nun gözünün bir Byakugan olmadığını, yepyeni bir güç olduğunu öğreniyorduk. Ama detay pek verilmiyordu. Sadece çok büyük güç olduğunu anlıyorduk ve bundan dolayı Boruto'nun ileride acı çekebileceğine dair mesajlar alıyorduk. Tıpkı Spider Man'daki Ben Amca gibi, "Büyük güçler büyük sorumluluklar getirir."

Peki animesi nasıl seyrediyor?

Bir kere Naruto ve geri kalanların gelecekte nasıl insanlar olduklarını ara ara gösterdikleri için izlenmesi keyifli. Bununla birlikte, savaş gibi ağır hikayeden çıkmış bünyemize komple filler olarak sundukları bu hikayeler "meh" etkisi yaratıyor diyebilirim. Yani çok da bayılara izlemiyoruz ama en azından izlenecek bir şey. Mitsuki üzerine gittikçe şüphe çekiyorlar ve ana hikaye olarak Boruto ve bir türlü doğru düzgün kullanmayı beceremediği, aktive ettiğini kanıtlayamadığı gözü etrafında dönüyor. Boruto bir şekilde bu göz sayesinde insanların üzerindeki o karamsar etkiyi, kötü enerjiyi görebiliyor ve kimin tehdit olduğunu belirleyebiliyor. 12 bölümlük animede henüz birkaç saniye kadar Sakura'yı gördük. Biraz Hinata ve Himawari, az az Naruto ve Shikamaru, son zamnlarda Sai de devreye girdi de onları da görebiliyoruz. Genelde Shikamaru ve Temari'nin oğulları Shikadai ve Boruto'nun dostluğu çevresinde gelişen bir hikaye gibi gösteriyorlar. Belli ki daha çok izleriz bu filler gibi animeyi, keza manga'da on bölümden sonra anlatılan hikayenin kendisi de şimdilik fazla derinlik göstermedi.

Yani ben sizin yerinizde olsam birkaç sene Naruto evreninden uzaklaşır, yeni animelere yelken açardım. Filler'dan kanser olmuş bünyelere daha fazla filler göndererek herhalde öldürmeyi planlıyor olsa gerekler.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sizler ne düşünüyorsunuz? Bana geri dönüş yapmayı unutmayın. 
Filmin incelemesi için tıklamayı da unutmayın : Boruto: Naruto The Movie İncelemesi

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:

13 Haziran 2017 Salı

Wonder Woman İncelemesi

Bir karakter nasıl bok edilirin cevabıdır Wonder Woman. Resmen piyasa için nasıl film yaparızın cevabıdır. Ha beğenen var mıdır vardır. Benim takip ettiğim, ön gösterime gitmiş olan tüm bloggerlar güzel film diye de gazladıklarından daha çıktığı hafta gittik VIP falan izledik. Bastık parayı. Öyle böyle gitmedik yani. Ee ne oldu? Verilen paraya değdi mi? Sen Electra'dan sonra ilk kadın kahraman filmini yapıyorsun (sanırım), ama ona böyle yeterli ihtişamı veremiyorsun.

Bazen sorunu kendimde arıyorum. Acaba ben mi fimlerden hikayelerden fazla şey bekler oldum? Teknik olarak baktığımızda Diana Prince karakteri, bildiğimiz tüm özellikleriyle Wonder Woman filminde işlendi. İşte, yaşama sevincinden tutun, insanlığa olan inancı, Ares gibi efsanelere inanışı, güçlü oluşu, çok güçlü oluşu, iyi niyetli oluşu, iyimserliği, kararlılığı vs. Yani Wonder Woman denilince akla gelecek olan tüm özellikleri zaten filmde görmemize rağmen izleyiciye, en azından bana yeterince ulaşamadılar. Bunun altında birkaç sebep görüyorum:


 1. Başrolün kadın olmasından dolayı her zamanki gibi seksi olması için fazla zorlamaları. Yani bu kadın zaten seksi bir kadın.
2. Kadın her sahnede poz veriyor. Nedir yahu bu poz verme derdi?
3. Efektler yeterince başarılı değil gibiydi. Ciddiyim, yama filmi olduğu her halinden belliydi.
4. Seksiliğini ön plana çıkardığınız bir karakter için fazla muhafazakar bir film gibi geldi bana. İki öpüştüremediler bile. 
5. Saftirik kız muhabbeti çok fazla genele yayılmıştı. Evet dış dünyadan birhaber bir kadın vardı karşımızda ama o tipik çekici gelecek tatlı kız imajını ben gördüm. Uyanın erkekler, çoğu kızın gerçek karakteri öyle değil. Sırf sizin sempatinizi kazanmak için bir aptal ayağına yatıyorlar. Gelmeyin bu numaralara.

6. Klişe kendini insanlık için feda eden kahraman erkek
7. Ne yaptıkları belli olmayan, olmasa da olur yan karakterler
8. Klişe savaş sahneleri. Ben senaryoyu yazman bu kadar tahmin edebilirdim.
9. Zeus, Ares gibi kavramları yeterince hikayeye yediremeyişleri
10.Klişe bir son. Esas kötü adamı ben filmin başında tahmin etmiştim mesela.
11. Ve bence en önemlisi. Gereksiz ve yetersiz aksiyon sahneleri. Daha güzel, daha tatmin edici dövüş sahneleri olabilecekken kısa süren ve toplasan 2 tane sayamayacağın aksiyon sahnesinin olması oldukça büyük hayal kırıklığına uğrattı. Yarı tanrı olduğu iddia edilen bir karaker var elinde. İddia edilen derken, yarı tanrı da işte hani kız yeni yeni anlıyor ya olayı. Bu kızın güçleriyle alakalı daha fazla şey gösterebilirlerdi.

Yani şimdi bu kadar madde olunca, doğal olarak birileri tarafından da iyice gaz verildiği için gittiğimizden, fos oldu. İçimizde patladı. Yani bu kadar puanı bu ablanın bacaklarına vermedilerse, imdb'den bu kadar yüksek puan almasını şaşkınlıkla karşılıyorum.

Her şeyi bırak geçiş filmi hissini bana o kadar yansıttılar ki, esas film neydi diye sormadan edemedim. Eldeki malzemelerle çok daha güzel bir film çıkabilirmiş. Neden bu kadar batırmışlar hayret ediyorum.

Ha hiç mi izlenmez? İzlenir elbet. Marvel fimlerini nasıl pişman olsak da hikayenin geneli açısından izliyorsak, DC filmleri için de aynı şey geçerli. Batman V. Superman filminde ortaya çıkan güzel Wonder Woman'ı, özellikle kadın karakter olmasından dolayı feminist duygularımı kabarttığından, izlemenizi şiddetle tavsiye ediyorum. Çünkü bu kadında daha çok malzeme var. Ve malzemeden kastım meme, göt değil. Ciddi bir hikaye potansiyeli var ve sırf bu filmi başarısız bulduk diye, ikinci şansı vermemek olmaz.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın.

Beni takip edebileceğiniz sosyal medya hesapları için: