9 Nisan 2017 Pazar

The Last: Naruto The Movie İncelemesi

Sonunda Naruto Shippuuden'in final bölümü de yayınlandı. Mangasını okuyanlar çok eskiden seriyi kapatmış olabilirler, ama animesiyle geçinen bir grup var ve Naruto'nun resmi açıdan bitmesini görmek duygulu bir süreç biliyorum. En azından benim için. Keza Pain'e kadar olan süreci anime olarak baktığımızda, filler'lar da dahil 2 kere bitirmiş bir arkadaşınız olarak sizinle konuşmaktayım. Ben bu hikayeyle duygusal bağlar kurdum, açılın. (SPOYLIR SPOYLIR...)



Peki tamam, Naruto bitti. Hatta Naruto ile Hinata da evlendi. Ne mutlu onlara. Bu film, Naruto'nun son filmi olarak bize de bu aşkı genel olarak anlattı. Hadi biraz irdeleyelim.

Japon kültürü de ataerkil bir kültür. Yani Shounen kültüründe  "erkeklere" yönelik macera/aksiyon tadında hikayeler anlatılıyor. Sanki kadınlar macera/aksiyon sevemezmiş gibi. Tüm dünya bas bas bağırdı bu Sakura nedir böyle diye. Sakura değildi problem, Sakura profilinin resmedilmesiydi. Naruto ve Sasuke'nin arkasında kalmasıydı bizi sinirlendiren. Team 7 için büyük umutlar besleniyordu ve Sakura hep bu umutlara limon suyu sıkıyordu. Arkadaşım, soruyorum. Neden? Neden kadınlar Naruto'da ve hatta Bleach'te bu kadar ezik yaratılıyor ben anlamıyorum. Hayır bir kadın olduğum için mi bu kadar takıyorum yoksa gerçekten adamlar bile isteye bunu böyle mi yapmışlar, anlam vermek çok güç.(Baş karakterdeki kızlardan söz ediyorum. Yan karakterlerde güçlü ablalar da çıkmıyor değil şimdi o kadar da haksızlık etmeyelim.) Naruto serisindeki en güçlü kadın karakterlerinden Tsunade bile Orochimaru ve Jiraya'nın yanında meeh, o da bir işe yaramaz kalıyor. Hayır ben kadınlar erkekleri ezsin geçsin de demiyorum ki... En azından kadın karakterler de erkekler kadar güçlü olabilmeliydi. Kültür meselesi midir nedir anlamıyorum. Çok ataerkil takılıyorlar ve benim dünya görüşüme göre oldukça sıkıntılı bir görüntü bu.


Abarttın diyenler için, hikayenin temelinde yaşananları biraz inceleyelim:

Filmin asıl konusu şu: Kaguya'dan sonra sular durulmuştur. Sasuke ve Naruto aralarındaki husumeti tatlıya bağlamışlardır. Bir barış havası sürüyordur. Öyle ki Naruto akademiye gidip küçük çocuklara taktikler gösteriyordur, Sasuke uzaklardadır, iç dünyasındaki barışı arıyordur. Kızlar Naruto'da deli gibi aşıktı. Naruto tam bi' fenomen haline gelmiştir ama geçtiği yollar bu durumdan dolayı şımarmasına engel olmuştur falan, tam Amerikan Rüyası ya yok böyle bir şey.

Sonra bir gün, kagelerin hepsi acil bir şekilde toplanırlar ve dünyanın başında bir tehdit olduğunu konuşurlar. Öyle ki aya bir şeyler oluyordur ve parçalanmaya başlamıştır. Böyle devam ederse, dünyanın sonu çok yakındır.

İşte tam bu esnada sivil hayatta Rinne Festivali dedikleri bir festival sürmektedir ve bu işte insanlar sevdiklerine hediye vermektedir. Yılbaşı gibi. Filmde, Hinata'yı zaten sadece atkı örerek görüyoruz. Sen koskoca Hinata, işi gücü bırakmışsın atkı örüp duruyorsun Naruto için. İşte ne kadar uzun sürerse, o da aşkını işlermiş. Bu da Naruto'ya duygularını daha net anlatmasını sağlarmış. Güzel bir düşünce. İnce bir görüş. Saygı duyulası. Bir an benim bile gidip atkı öresim gelmedi değil, doğrudur. Ama Hinata'nın tek yapabildiği şey bu mu?

Hinata, sonunda atkıyı örer ve Naruto'ya vermek için şehre iner, ama Naruto'nun hayranları çok fazladır ve kızlar etrafında cirit atıyordur. Herkes ona hediyeler vermektedir. Sakura da canım Hinata'yı yüreklendirmektedir. Çünkü O da Sasuke'yi sevmektedir ve Hinata'nın Naruto ile mutlu olmasını, sevenlerin kavuşmasını derinden arzu etmektedir. Peki güzel. Hinata, Naruto'nun bizim her zamanki ramencide gelene geçene ramen ısmarladığı ve birkaç nesil güçük kızcağızların hayranlıkla Naruto Sensei diye etrafında dolanmasını görünce ve Naruto da hafif öküz olunca, kıskanır. Basar gider. Neyse sonra düşüncelerini toparlar ve Naruto'nun evinin önüne gelir. Amaç Naruto'ya atkıyı vermektir. Naruto gelir, ayaküstü konuşmaya başlarlar. Naruto'nun boynuna dolanmış olan yeşilli sarılı atkıyı görür. "Çok güzelmiş." falan der. Naruto da "Evet çok değerlidir." deyince, Hinata zanneder ki Naruto bir kıza aşıktır ve atkı kız tarafından verişmiştir. Naruto ise o sırada çoktan Hinata'yı eve davet etmiştir. "Ramen var gelsene :)" Yani aslında Naruto kızdan hoşlanıyordur ama henüz bunun tam olarak farkında değildir.


Hinata yok aç değilim der basar gider. Salıncağın birine oturup ağlamaya başlar. "Naruto için seviniyorum ama işte ühüühühüüh geç kaldım." diye ağlamaya başlar. O sırada Toneri, Hamura'nın mırasçısı olduğunu iddia eden ve ayın parçalanmasından sorumlu olan kişi, ortaya çıkar. "Niye ağlıyorsun ağlama. Bana o atkıyı örseydin ben seve seve takardım." şeklinde konuşarak Hinata'ya yaklaşır. Daha sonra Hinata'ya onun için geldiğini söyler, alnına bir şaplak atar, kızı etkisiz hale getirir ve kaçırmaya kalkar. Bizim gariban Naruto da bu durumu görür, Hinata'yı kurtarmak için Toneri'yle çatışır, Toneri çatışmadan çekinerek Hinata'yı bırakır ama dünyanın sonunun geldiğini, Hinata için tekrar geleceğini söyler. Bu sırada Hinata'nın kız kardeşi, Toneri'nin kuklaları tarafından çoktan yakalanmış ve kaçırılmıştır.


Kakashi,  Shikamaru, Sasuka, Naruto, Sai ve Hinata'yı görevlendirerek Hanabi'nin peşinden gitmelerini söyler. Diğer üçünün aksine Hinata bu göreve gönüllü olmuştur. Kakashi özellikle Naruto'ya Hinata'yı korumasını söyler. Sanki Hinata'nın korunmaya ihtiyacı varmış gibi diyeceğim ama Allah kahretmesin gerçekten kızın bir bok yapabildiğini göremedik. O yüzden evet korunmaya ihtiyacı var yani ne diyeyim şimdi?


Hanabi'yi araştırırlarken Naruto ile Hinata birlikte vakit geçirmeye başlarlar. Böyle aralarında tatlı atışmalar, güzel muhabbetler, yakınlaşmalar olur. Naruto, cool görüneyim derken rezil falan olur. Hinata güler, özetle hepimizin üç aşağı beş yukarı bildiği o arkadaşlıktan yüksek ama sevgililikten düşük mertebe içinde sıkışıp kalmışlardır.


İşler ilerler, Naruto, Hinata'ya onu sevdiğini söyler. Hinata, kardeşini ve dünyayı Toneri'den kurtarmak için Naruto'yla birleşmez de Toneri ile gider. Grup en sonunda Toneri'yi bulur. Savaşırlar. Elbette ki Naruto Toneri'yi yener, esas kızı kapar, dünyayı kurtarır. Mutlu son.

  • Peki kötü yönler neydi?
Nereden başlasam bilmiyorum. Kadın karakterlerin güçsüzlüklerini anlatmakla yetinemiyorum. Mesela bir sahnede, Toneri, Hinata'yı fiziksel olarak kontrol ediyordu. Öyle bir çizmişler ki Hinata sanki yumruk atmayı beceremiyor böyle acayip şeyler. Ya sen Hinata'sın. Sen Byakugan kullanmanın kitabını falan yazmış olmalısın. Sen neden böylesin?
Sakura yine idare ederdi, ama onun üzerinde de çok durmamışlar. 
Zaten çok büyük bir savaş olmasını beklemiyorduk ama herkes atıl kalmıştı. Konu tamamen Naruto'nun aşk hayatını anlatmak üzerine kurulmuş gibiydi.
Sasuke'nin sadece birkaç saniyelik görülmesini saymıyorum bile. Daha uzun bir zaman vermedikleri gibi, fragmanlarda niye bu kadar çılgınlar gibi gösterdiniz o zaman bu çocuğu? Sasuke lan bu, adam olun.
Ya zaten Naruto filmlerinin hiçbiri güzel yapılamıyor bence. Bu da olmamış bana göre. Çok da uzatmaya gerek yok. Karakterler, olduklarından daha güçsüz betimlenmiş.



  • Güzel yönleri neydi?
Ben şahsen Naruto'nun Sakura'dan vazgeçip Hinata'yı sevmesini her zaman istemiştim. Shippuuden'den önce daha Naruto dolanırken etrafta bunu arzu ediyordum. Hinata'yı sevmiş olması güzel bir şey. Naruto'nun  ve savaştan sonra köyün halini görmek güzeldi.
Kurama'nın sahneleri güzeldi. Kurama'yı ne zaman görsem o sahneyi zaten seviyorum.

  • İzleyelim mi?
Gerek yok. Shippuuden'in 500. bölümünü de izleseniz olur :) Ama Naruto filmlerinden haz alıyorsanız izleyin tabii. Neden olmasın? Vakit geçirmelik işte. Ama tüm film boyunca Hinata'nın atkı örmesini falan izliyor olacaksınız. Bu kadar güçsüz betimlenmesi rahatsız edecektir diye düşünüyorum. Ya sen Pain'in karşısına çıkmış kızsın. Bu ne ya? Kızı ne hale sokmuşlar. Ev kızı olmuş çıkmış Allah kahretmesin sizi. 

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşmek üzere sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz sosyal mecralar için:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder