14 Nisan 2017 Cuma

Sword Art Online Anime İncelemesi

Bugünkü konum Sword Art Online serisi. 

Öncelikle belirtmem lazım ki, Sword Art Online, MMORPG severler için gerçekten kaçırılmaması gereken bir anime serisi. Manga yerine, Light Novel dedikleri bir türün oluşumu. Peki Light Novel dediğimiz şey nedir? İçinde 3-5 sayfada bir resim falan olan, bize kalsa resim olduğu için içinde, çocuk kitabı olarak tabir edebileceğimiz bir kitap. Ama Sword Art Online'yi konu itibariyle çocuk hikayesi olarak algılamak gerçekten güç. Keza içinde bir çocuğun algılamasının tam olarak mümkün olmayacağı konu yatıyor. Özetle adamlar romanlarına bile mangavari resimler koymayı seviyorlarsa biz kimiz ki bunu yargılayalım? Bana kalsa bizim fantastik romanlarımız çıksa, ben de üç beş resim isterdim yani.

Neyse, hikayeye geçelim.

Hikayemiz, 2023 yılında geçiyor. Günümüzden 6 sene sonrasını kapsayan bu süreç içerisinde, yeni yeni hayatımıza giren VR teknolojisi oldukça gelişmiş ve artık insanlar için yabancı bir teknoloji olmaktan çıkmıştır. VR makinesi gibi kafaya geçirilen bir kask sayesinde içine girebileceğiniz sanal bir dünyada mmorpg konseptindeki oyunu oynamanızı sağlayan Sword Art Online adı verilen oyun, o döneme damgasını vurmuştur. Yaklaşık 1000 kişilik bir beta sisteminden sonra 10000 kişinin hızla edindiği oyuna ilk gün girenler, oyundan çıkmak istedikleri zaman Logout olamadıklarını anlarlar ve oyunun GM dediğimiz, game master, yani oyun yöneticisi, aynı zamanda oyunun da programını yapan kişi ortaya çıkar ve bu oyunun tahmin edebileceklerinden çok daha farklı bir oyun olacağını, oyunu bitirmeleri için oyunda varolan tüm boss'ları yenmeleri gerektiğini, eğer bu dünyada ölürlerse, gerçek hayatta da öleceklerini belirtir. İşte tam bu sırada bizim baş karakterimiz, kendisine Kirito kullanıcı adını edinmiş bir şekilde etrafta oynayan beta oyuncumuz, anında olaya hakimiyet kazanır ve level atlaması gerektiğine karar vererek hızla yola koyulur.

Hikaye, Kirito'nun gelişme sürecinden ziyade, geliştikten sonra ne yaptıklarına odaklı bir şekilde ilerler. Keza ilk birkaç bölüm, Kirito'nun etrafta dolanıp güçsüzlere yardımcı olmaya çalıştığı, yaptığı hatalardan dolayı yaşadığı pişmanlıkları ve kaybettiği, ölen arkadaşlarının yasını tutmasıyla devam eder. 

2 sene boyunca oyunun içinde kalmış olan kullanıcılar, artık kolonileşmişlerdir ve olaylara hakim olmaya çalışmaktadırlar. Guild sistemleri bu oyunun içinde de varlığını devam ettirmekle birlikte, her guildin amacı bossları yok edip, oyunu bitirmenin bir yolunu bulmaktır. Ama aynı zamanda insanlar, kendi bencil doğalarının kurbanı olmaya devam etmekte ve bilgi paylaşımı konusunda kısıtlı davranmaktadırlar. 

İşte Kirito böyle bir ortamda, ileri düzeyde bir oyuncu olarak hem kendi bildiğinden şaşmamayı, hem de takım olduğu insanların hayatlarını sonuna kadar korumaya çalışacaktır.

Yani bariz bir şekilde kahraman rolüne bürünmüş 16 yaşında bir çocuktan söz ediyoruz. Yaptıkları her şey gerçek hayatta da yaşamlarını etkilediğinden hızlı olgunlaşmak zorunda kalmıştır ve oyunu da çok iyi oynadığından ün salmıştır. 


Bu esnada Asuna adındaki bir oyuncu kızla arasındaki iletişimi de gün geçtikçe ilerletmeye başlamasından dolayı, o yaşamın içinde sıkışmışken, birbirlerine aşık olurlar ve savaşmaktan vaz geçerler. Birlikte uzaklaşıp, oyundaki evlilik sisteminden yararlanıp evlenirler. Burada Immortal Item adı verilen bir yapay zeka programıyla karşılaşırlar. Ne yazık ki programın kafası karışmıştır ve amacının ne olduğunu hatırlayamamaktadır. İkili, küçük bir kız görünümde olan bu yapay zeka programına karşı sempati beslerler ve kendilerine anne ve baba diye seslenmesine karşı gelmezler. Daha sonra Asuna ve Kirito, bu dünyada daha fazla kalmamaları gerektiğini, burada 2 sene geçtiği gibi gerçek hayatta da 2 senenin geçtiğini, her geçen gün vücutlarının zayıflaştığı ve ölmelerin artacağını fark ederek, oyundan çıkma kararlarına geri dönerler. 

Çok güçlü bir boss ile savaşırken, Kirito, Asuna'nın iyiliği için girdiği, Asuna'nın da içinde olduğu guild'in başkanının da Immortal Item olduğunu fark eder ve parçaları birleştirince bu adamın, hepsini bu oyuna hapseden GM olduğunu anlar. İkili savaşır ve Kirito, bir şekilde, adamı öldürmeyi başarır ama kendi canından da olur.

Ölmek yerine, arafta sıkışır ve GM ile konuşur. GM herkesi uyandırmaya başladığını, bu sanal dünyanın da yıkıldığını anlatır. Kirito, gerçek dünyada gözlerini açar ama Asuna bir türlü gözlerini açamamıştır. 

İlerleyen zamanlarda Sword Art Online'nin sahibi olan şirket, bu fiyasko hapsedilme durumundan dolayı batar ve server'lar ile birlikte oyunun tüm hakları Asuna'nın babasının CEO olduğu şirkete geçer. Şirketin içinde bir grup, SAO'da hapsolmuş ve henüz uyanamamış olan yaklaşık 300 kişinin beyinlerini server'ın bir köşesinde saklayıp onlardan edindikleri bilgileri Amerika'daki başka ahlak kurallarına uymayan şirkete satmayı amaçlıyordur. Bu esnada bir başka oyunun içinden Kirito'ya bir mesaj gelir. Asuna'ya çok benzeyen bir kızın düşük çözünürlükteki fotoğrafı, Asuna'nın zihnin SOA'dan arta kalanlarla yapılmış olan yeni bir oyunun içinde hapsolduğunun kanıtıdır. Kirito, hiç beklemeden oyuna dalar. Asuna'yı kurtarmayı başarır ve Sword Art Online Asuna'nın uyanmasıyla son bulur. 
  • Peki kötü yönleri nedir?
İlk bölüm oldukça çarpıcı başlamışken bir anda Kirito'nun en güçlü olduğu döneme geçip, milleti kurtarması ve zorlama bir kahraman yapma çabaları oldukça sıkıntılı. Çok rahat 100, belki de 150 bölüm çıkarabilecekleri bu hikayeyi 20 küsur bölüme sıkıştırıp, hiçbir şeyi tam olarak anlatamadıkları gibi, karakterlerin olgunlaşma süreçlerine de yeterli vakti ayıramamışlar. 

Asuna ve Kirito arasında yeşeren aşk hikayesi güzel olmasına karşın (çünkü bu tarz macera içerikli hikayelerde aşk konseptini genelde hiç görmeyiz. Erkeklere yönelik animeler olarak geçer bunlar ve romantizm öğeleri barındırmamak için oldukça çabalarlar) çok hızlı bir şekilde ilerlemesi, karakterlerin yaşlarının 16 17 gibi çok küçük bir aralıkta olması bana göre hikayenin bağlanma sürecini kötü etkilemiş.

Bununla birlikte, Kirito'nun meğersem evlatlık oluşundan mütevellit, kız kardeşi olarak karşımıza çıkan Sugu, oyun içinde Leaf-chan olarak duyacağımız kızcağızın, her ne hikmetse ensestvari hislerle kavrulmasını da kendime yediremiyorum. onii-san diye dolanıyorsun, abi deyip duruyorsun, adama nasıl aşk gibi bir duygu besliyorsun? Belki de kafasının karışıklığını vurgulamak istemiş olabilirler, ama ensest hislere gönderme yapmaları hoş bir ayrıntı değildi benim gözümde. Her şey illaki kan bağı değildir. Bazı bağlılıklar, kafada bitiyor. 

Bir dönem, hikayenin gelişme sürecinde, konudan çok sapıp Asuna ve Kirito'nun aşkına çok fazla girmiş olmaları da yer yer kötü bulduğum bir durum. Ama bu konuya daha çok nötr kaldım diyebilirim.

SOA'dan çıktıktan sonraki süreçteki tempo çok düşük. Anime ilk yakaladığı tempoyu koruyamamış ne yazık ki. Ama sezonun ikinci yarısına kötü demek için yeterli bir kıstas değil bu.
  • Peki iyi yönleri nedir?
Ah işte burada duralım. Bu animeye kötü diyenlere saygı duymakla birlikte yerden yere vuran kesime de şiddetle karşı çıkıyorum. Bir kere çıkış noktası oldukça başarı animenin. İmkansız olmayan bir gelecekteki konuyu ele almış. Hepimiz o dönemin geleceğini biliyoruz. VR teknolojisinin gelişmiş halini bize yansıtmış olması ve her mmorpg oyuncusunun aslında kalbinin bir köşesinde o dünyada gerçekten var olabilme isteğini yerine getirmiş olmaları oldukça başarılı bir konseptti.

Karakteri çocuksu bırakmak yerine yetişkin gibi göstermeleri, hayatın bir şekilde devam etmiş olduğunu ve insanların duygusal yapılanmalarının da buna göre gelişeceği, insan beyninin her türlü sosyal ortama adapte olabileceğini göstermeleri çok güzel bir detay olmuş.

Aşk konseptini çok geride bırakmamış olmaları çok hoş bir şey olmuş. Ama hikayede önüne gelen herkesin Kirito'dan etkilenmesi, oldukça komik durmuş.

Kadınların güçsüz resmedilmedikleri oldukça güzel olmuş. Asuna karakteri de en az Kirito kadar güçlü ve en az onun kadar iş yapıyor animede. Bu durum benim tatlı feminist duygularıma su serpmiş oldu. Hatta hikayede Kirito'nun etrafında çoğunlukla kadın karakterler var. Kardeşi Leafa-chan da en az Asuna kadar güçlü bir karakter çiziyordu.

Kirito'nun sadece oyunda değil, oyunda yaşadıklarından dolayı gerçek dünyadaki karakterinin de değişmiş olması, oyunda öğrendiği dövüş tekniklerini vücudunun hatırlıyor olması, o cesareti kaybetmemiş olması çok güzel bir detay. Kısaca, oyunda yaşanılan her şeyi gerçekten yaşanmış olarak görmesi ve oyundaki kararlarının hepsinin etik çerçeveden bakıldığında tercih edilesi kararlar olması benim hoşuma gitti. Oyun da olsa, öldürdüğün zaman birisini öldürmüş olursun konseptinden çıkmasa bile, konu sevdikleri olduğunda katil olayı göze alacak kadar keskin bir karar verebilmesi, her şeyden öte, Asuna'nın varlığına olan amansız ihtiyacı ve yalnızlığını göstermeleri güzel bir detay. Animeye duygusallık katmışlar kısaca. Bu çok tatlı bir şey. 
  • Peki izlemeli miyiz?
Tabii ki izlemelisiniz. Hele hele oyun kültürüne aşinaysanız, çok daha eğlenebileceğiniz bir anime. Ama dediğim gibi "Bu ne ya önüne geçen Kirito'ya vuruluyor. Bu velet de kendini kahraman sanıyor. Bazı yerleri çok zorlamışlar." şeklinde yorumda da bulunabilirsiniz. Kimse sesi suçlamaz yani. Çünkü öyle. Zorlamalar var.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:
Instagram
Twitter
Facebook

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder