3 Nisan 2017 Pazartesi

Psycho-Pass Anime İncelemesi

Bir distopya, bir cyber-punk bir polisiye. Karşınızda Psycho Pass.


Merhaba arkadaşlar, biraz eski ama güzel bir klasik olan Psycho Pass incelemesinin bu şirin blogta yer alması gerektiğini hissediyorum. Filmlerden animelere pek fırsat olmuyor olsa da, hazır cyber-punk kafası başlamışken (Ghost In The Shell'den söz ediyorum. Bu yazı yazılırken vizyonda kendileri) Psycho Pass'i incelemeden işin içinden çıkmamız, ayıp olur. 

  • Peki, Psycho Pass nedir?


Polisiye bir hikaye olan Psycho Pass, distopik gelecekte geçiyor. İnsanların biyonik robotlarla, hologramlarla ve yapay zeka programlarıyla daha haşır neşir olduğu bir dünyada, herkesin kaderini Sybil denilen bir yapay zeka programı yönetiyor ve evet, insanlar buna gönüllü. İşte bu ortamda dedektifliğe yeni atanmış olan Akane adlı şirin kızımızın o birkaç aylık süreçte yaşadığı bir macerayı konu alıyor.

  • Sistem nasıl işliyor?

Sybil, Psycho Pass denilen bir sistemle herkesin ne kadar kafadan kontak olduğunu, ne kadar suça eğilimi yüksek olduğunu hesaplıyor ve herkesi derecelendiriyor. Bazı insanların anlık olarak kafaları attığında, bu insanları rehabilite merkezlerine gönderiyor ve toparlanmalarına fırsat veriyor. Toplumda psikolojik rahatsızlığa tahammül yok. Yani herkes örnek vatandaş olmak zorunda. Sybil de bunu kontrol ediyor. 


Hikayemiz, karanlık bir akşamda başlıyor. Akane, garibanım, okulunu birincilikle bitirmiş, sınavdan tam puan almış bir yeni etme olarak sistemin onu atadığı müfettişlik (dedektiflik) işine başlıyor. Burada öğreniyor ki, dedektiflere yardımcı olan İnfazcı denilen suç oranları yüksek olan ama kafalarını suçlulular kullanarak onları yakalamaya yardımcı olan bir gruptan yardım alıyorlar. Bizim kızcağız Bölüm 1'e atanıyor ve burada kendisi gibi dedektif olan Ginoza Nabuchika ile birlikte 4 İnfazcı'dan sorumlu olduğunu öğreniyor. Kogami Shinya, Kanuzika Yayoi, Kagari Suusei, Masaoka Tomomi. Ginoza daha ilk geldiği gün Akane'ye İnfazcıların birer av köpeği olduğunu ve onlarla arasındaki ilişkiye keskin bir sınır çizmesi gerektiğini söylüyor ama Akane böyle bir insan değil. Karakter olarak adalet duygusuyla ve insanların ikinci bir şansı her zaman hakettiğine dair bir inançla hareket ediyor.

Bölümler ilerlerken (22 bölüm bir şey zaten) Akane ile Kogami arasındaki iletişim de diğer İnfazcıların yanısıra daha hızlı gelişiyor. En azından ben öyle hissettim ne yalan söyleyeyim. Ginoza da bu durumdan hazetmediğinden esas oğlan Kogami'nin hikayesini Akane ile paylaşır. 


Bundan yaklaşık 3 sene evvel Kogami çok başarılı ve keskin zekalı bir müfettiştir. O süreçte ortaya çıkan bir seri katil vakasıyla birlikte, çok iyi anlaştığı İnfazcılardan birisinin öldürüldüğünü görür. Kogami de bu seri katile kafayı takar ve bu takıntı hal suç katsayısını ve psycho pass'ini arttırır. Bu durumda Kogami için 2 seçenek vardır. Ya terapiye gidecektir, ya da İnfazcı statüsüne indirilecektir. Kogami, terapiye gitmeyi reddeder ve İnfazcı statüsüne düşürülerek dedektiflik hayatına bir av köpeği olarak devam eder. 


3 sene sonra, bir dizi olaydan sonra kahramanlarımız inceledikleri bir olayda 3 sene önceki cinayete benzer bir cinayetle karşılaşırlar. Aynı tipte işlenen cinayetler, eski tip bir eğitim veren kız okulundan öğrencilerilerin başına gelmektedir. Kogami hariç herkes 3 sene önceki katille aynı katil olduğunu düşünürler, ama Kogami cinayetler arasındaki farkı anlamıştır. 3 sene evvelki cinayetlerde hiçbir zaman aynı tip mekan kullanılmazken, yeni nesil cinayetlerin sergisi de üst üste olmak üzere bir parkta gerçekleşmiştir. Bu durumdan şüphelenen Kogami, gruba bunun aynı katil olmadığını, bir taklitçi veya o seri katilin mirasçısı gibi birisinin yaptığını söyler. Araştırmalar sonucunda anlaşılır ki, eski bir ressamın kızı tarafından işlenen cinayetlerin arkasında, akıl ustası olarak 3 sene önceki cinayetleri de işleyen Makishima Sougo vardır ve nasıl Kogami, Makishima'yı bulduysa, Makishima'nın da Kogami ilgisini çekmiştir. Kogami'yi takıntı haline getirmeye başlayan Makishima, Akane'nin yanın arkadaşını kaçırarak ikiliye arkadaşın ağzından ıssız bir bölgeye gelmesi için mesaj atar. Kogami, Akane'yi tehlikeye atmamak adına kendisi araştırmak için binaya girer ve ikisinin arasındaki iletişim bağı kopar. Makishima, Akane'nin arkadaşını da kurban ederek Kogami'yi bir teste tabi tutuyordur. Kogami de bunun bilincindedir. Kısa zaman içinde Bölüm 1 olarak tüm ekip olay yerine Kogami'yi kurtarmak için gelir ve Akane de Kogami'nin peşinden aşağıya iner. Gel zaman git zaman, Kogami yaralı olarak bulunur ve Akane arkadaşını kurtarmak için Kogami'nin söylediği yöne doğru koşmaya başlar. Makishima'yı köşeye sıkıştırdığında elindeki Yargıç'ı adamı öldürmek veya etkisiz hale getirmek için uzatır ama o da ne? Adamın suç katsayısı, psycho pass gibi değerleri çok düşüktür. Silah da bu değerlere ait bir insana ateş edilemeyeceğini belirlerek kilitlenir. Makishima, elindeki tüfeği Akane'ye vererek ona bir seçenek sunar. Ya Makishima'yı vurup arkadaşını kurtaracaktır, ama bunu kendi özgür iradesiyle, bir Yargıç'ın yargısının arkasına sığınmadan yapacaktır, ya da hemen oracıkta arkadaşını öldürecektir. Akane, bir türlü tetiği çekemez ve arkadaşı gözü önünde Makishima tarafından boğazı kesilerek öldürülür. 


Bu olayın sonunda bir şekilde Makishima'nın robot resmini çıkarırlar adamın peşine düşerler. Ama o da ne? Makishima keskin zekalı bir seri katil olmanın çok ötesindedir. O aynı zamanda sistemi yok etmeye kalkan bir anarşisttir ve esas amacı da Sybil'i yok etmektir. (yani etmekmiş. Ne alakaysa artık? Dahiyane bir anime yaratalım, hikayeyle çılgınlar gibi insanları şah mat edelim derken biraz abartıya kaçtılar bence de... buna sonra değineceğim.)

Makishima, kahramanlarımız onu ararken armut toplamaz. Bir şekilde takıldığı zaman yanındaki adamın psycho pass ölçülerini kopyalamayı başaran bir kask yaratmayı başararak belli başlı suça yönelimi olan insanlara bu kaskı vermeye başlar. Bu sayede şehirde bir kaos yaratır ve kaskı takan insanlar dışarıda durduk yere sadece yapabileceklerini test edebilmek adına insanları öldürmeye, mağazaları soymaya ve kaos çıkarmaya başlarlar. Masum insanlar da bu korkuyla yaşayamazlar (sen her gün ülkende bir şekilde bomba patlasın ondan sonra kaos nedir öğren diyesim gelmedi değil hani) ve bu kasklı insanlara gördükleri yerde saldırmaya başlarlar. Böyle bir iç savaş ortamında (beş dakikada iç savaşa sürüklenebilecek kadar kafasız bir toplumsan elbette bir yapay zeka tarafından yönetilirsin bu da ayrı bir şey) kahramanlarımız Makishima'nın izini bulur. Refah Bakanlığı adı verilen bir Bakanlığın binasına gitmiştir. Bir şeyler peşindedir. Kogami, adamı öldürme takıntısıyla birlikte Akane ve Kagari ile birlikte binaya gider. Kagane, aşağı katları kontrol ederken Akane ve Kogami, Makishima'nın peşinden giderler. 


Kagane, burada Makishima'nın ortağı olan hacker'ı haklamaya çalışır ve öğrenilir ki bu bina, Sybil denilen yapay zeka programının ana üssüdür ve buradaki herhangi bir sıkıntı, Sybil'in çalışmasını durdurabilir. Kagane, Sybil'den nefret ettiğini, hala fırsatı varken Sybil'i öldürmesini istediğini, ama onu bulduğunda hiç beklemeden onu öldüreceğini belirtir, hacker'a. Nitekim adamı bulur. Hacker, Sybil'in merkez üssünün kilidini kırmayı başarmıştır ve oldukça korkunç bir manzarayı açığa çıkarmıştır. Sybil denilen yapay zekanın arkasında gerçek beyinler bulunmaktadır. Kagane ve hacker bu gerçekle yüzleşirken dışarıdan biri tarafından öldürülür.

Kogami ve Akane ise Makishima'nın peşinden gitmişlerdir ve arbede sonunda Makishima'yı etkisiz hale getirmeyi başarmışlardır. Makishima hemen tutuklanır ve yaraları tedavi edilmesi amacıyla hastaneye kaldırılır. Burada, Kagane ve hacker'ı öldüren, Şef olarak bilinen kadın ile yüzleşir. Şef, burada tüm gerçeği Makishima'ya anlatır. Yüksek zekalı ve vicdani hislerden arınmış suçluların sistemi daha güçlü hale getirmek adına mutlak güce ulaşmalarına izin veriliyordur. Sybil sistemin ardındaki zekalar da hem bu zalim kafalardan seçiliyordur ve Makishima'ya da aralarına katılmalarını teklif eder. Makishima bu isteği reddeder ve kaçar. Kogami, bu olaydan sonra İnfazcı görevinden kaçar ve bir kaçak olarak Makishima'yı öldürmek için yoluna devam eder. Bu esnada Akane'ye her şey için teşekkür eden bir mektup bırakır. Akane, mektubu okuyarak ağlar.


Sybil ise Akane'yi çağırır ve gerçeği anlatır. Akane, gördüklerinden şaşkın ve iğrenmiş bir şekilde Kogami'nin öldürülmemesi şartıyla yardımcı olacağını söyler. Anlaşma şudur, Kogami'ye karşılık Makishima'yı canlı ele geçirmek. Bunun karşılığında Akane Bölüm 1'in başına geçirtilir. O zaman kadar Bölüm 1'in başında olan ve yoğun stres yüzünden psycho pass'inde yükselme olmaya başlayan Ginoza ise bu durumu içten içe kabul edemez. 

Burada Ginoza'nın hikayesini es geçmek büyük ayıp olur. Gioza, Sybil sisteminin ilk çıktığı zamanlarda Dedektif olan bir babanın oğludur. Bu dedektifin psycho pass'i yüksek çıktığı için İnfazcı konumuna düşürülmüştür ama o zamanlar ailesinde psycho pass'i yüksek olan birisi olduğunda tüm aileye kötü davranıldığından Ginoza da hiç kolay bir çocukluk geçirmez. Bununla birlikte babasına da içten içe öfke duyar. Babası ise Masaoka'dır. Bölüm 1'deki İnfazcılardan biri. Ama bunu herkesten gizlerler. Ginoza, Kogami'nin kaçışında babasının parmağı olduğu düşünerek daha da öfkeli bir hal alır ve bu stres ile öfke, kendi değerlerinin daha fazla artmasına sebep olur. Gruptan ve olaylardan uzaklaşmamak adına terapiyi de reddeder. En azından Makishima yakalana dek. 

Ekip, Kogami'nin bıraktığı izlerle Makishima'nın amacının Japonya'da bir besin kıtlığı çıkarmak olduğunu öğrenir ve bunu durdurmak için peşlerine düşer. Akane'nin önderliğinde Makishima'nın bulunduğu fabrikaya geldiklerine, herkese Kogami'yi görürlerse vurmamalarını söyler. Ona karşı bir kozu olduğunu belirtir ama kimseye tam olarak neler döndüğünü söylemez. Kogami bu sırada Makishima'nın peşinden o fabrikaya gelmiştir. Ginoza ve Masaoka bir yere giderken Akane ve Yayoi başka bir tarafa gider. Ne yazık ki Makishima Ginoza ve Masaoka'nın karşısına çıkarak onları tuzağa düşürür. Çarpışmanın ardından Masaoka ağır yaralanır ve Ginoza'ya gözlerinin, onun yaşındayken baktığı gibi baktığını söyler ve vefat eder. Zaten bu noktadan sonra Ginoza'nın değerler tavan yapar. 


Kogami ise Makishima'nın peşine düşer ve ikili çetin bir kavgaya girerler. Makishima bu kavgada, Kogami tarafından ağır şekilde yaralanır ama Kogami, Makishima'yı öldüremeden Akane ortaya çıkar ve Yargıç'ını Kogami'ye tutarak Makishima'yı öldürmesine engel olur. Makishima kaçar ve ikili onun peşine düşer. İşin sonunda Makishima fazla kan kaybettiği için güçsüz düşer ve Kogami onu yakalar. Öldürür. 

2 ay sonra, Sybil Akane'yi yanına çağırır başarısızlığının yanı sıra incelenmek adına mükemmel bir örnek olduğunu söyler. Akane'yi yanlarında tutarak insan davranışları konusunda daha da uzmanlaşma amacı güttüklerinden bahseder. Akane'nin Sybil'e karşı duyduğu öfke ama bu sistemin olması gerekliliğe olan inancı, Sybil'in ilgisini çekmiştir ve bir gün tüm insanlığa kendi varlığını net bir şekilde anlattığında olabilecek olanları atlatabilmek adına Akane üzerinde çalışma yapacaktır. 

Ginoza ise suç katsayısı yükseldiği için İnfazcı konumuna düşer. İkili arabada giderken Kagari'yi anarlar ve öldüğü konusunda hemfikir olurlar. Yeni bir müfettişin geleceğinden bahsederler. Ginoza gözlüklerini çıkarmıştır. Akane, gözlükleri öylesine mi taktığını sorar. Ginoza, eskiden yüzünü ve özellikle gözlerini hiç sevmediği için gözlükle kapatmaya çalıştığını söyler. Ama artık bu durum canını sıkmamaktadır. Buradan babasına da selam çakmış olur.

Akşam, yeni genel müfettişe bu sefer olayları anlatma sırası Akane'dedir. Ginoza'nın yaptığının aksine Akane, yeni genel kıza şöyle söyler: "Birazdan karşılaşacağın kişilerin insan olduklarını unutma. Onlar, olayları çözerken senden çok daha farklı bir yaklaşım kullanacaklardır. Bu durumun seni tedirgin etmesine izin verme. Onlara güven, ama her daim tetikte ol."

ve Psycho Pass, bu şekilde son bulur.

  • Peki bu seriyi güzel yapan şey nedir?
- Müzikler. Sadece açılış parçaları yani introlar değil, aynı zamanda hikaye içindeki saundtrackler de çok başarılı. 
- Alıntılar. Edebi isimlerin söyledikleri ünlü sözler ve hatta incil gibi insanların genelini ilgilendiren yapıtlardan alıntılar yapılması, karakterin derin kültürlü gibi resmedilmeleri ve boş insanlar olmadıklarını hissettirmişler. Çok hoş bir şey. Sıradan bir shounen manga/animesinde baş karakter genelde bir boktan haberi olmayan ama mangal yürekli bir delikanlı gibi resmedilir. Oysa ki burada kötü adamdan iyi adama kadar zaten iyilik ve kötülük çizgileri keskin olmamasının güzelliği içinde, bir de boş beleş insanlar olmadıklarını vurgulamaları, izleyenleri daha ağır bir şeyler izlediklerine inandırıyor. Bu da izleyiciye "Ooo ben gerçekten farklı bir şey izliyorum şu an." hissini veriyor. 
- Daha demin de dediğim gibi: iyi kötü arasındaki ayrımın silik oluşu. Karakterlerin durmadan bazı yargıları sorgulaması. Suç nedir, anarşizm nedir. Kime göre, neye göre suç olur gibi unsurları konuşmalar arasıda irdelemeleri oldukça tatlı bir diyalog katmış. Karakterleri izlerken sıkılmadan ve hatta kendi iç dünyanızda bir şeyleri düşünmeye zorlanırken buluyorsunuz kendinizi.
- Final. Final çok güzeldi. Ölmesi gereken öldü, kaçması gereken kaçtı. Karakteriyle yüzleşmesi gereken yüzleşti. Büyümesi gereken büyüdü. Yani herkes ilerlemiş oldu.
-Realistik çizgiden pek çıkmaması. Yani standart olması gerektiği gibi çizimlerle karşılaması. 
-Kullanılan renk paletinin distopik bir görsellik sunmaya yardımcısı olması. İzlerken, iç karartıcı ve rahatsız edici duygular verebiliyor olması.

  • Peki bu seriyi kötü yapan nedir?
Bana göre Makishima'nın seri katil profilinden çıkıp bir anda Sybil'i yok etmek isteyen bir anarşist, bir isyankar profiline çevrilmesi olmamış. İzeyiciye daha derin bir hikaye sunmaya çalışmışlar ama bana göre abartıya kaçmışlar. Yaşanılanlar kötü mü? Hayır. 2 gün içinde animeyi baştan sonra sıkılmadan izleyip bitirtiyor. Ama Makishima gerçekten bir seri katil olarak kalsaydı, bana göre bu hikaye çok daha albenisi olan bir hikayeye dönerdi.
-Kogami'den bir takıntılı mahluk yaratma çabaları: Sanki adamın tüm yaşam amacı Makishima'yı öldürmek. Hayır. İntikam duygusu üstüne gidilseydi anlardım. Ama altını boş bıraktıkları bir öldürme arzusu vermişler Kogami'ye. Biraz daha doldurmaları gerekirdi. Adam sıradan bir intikam duygusuyla değil, salt öldürme arzusuyla gidiyordu. Ya da en azından bana hissettirdiği şey bu oldu.
- Akane ile Kogami arasındaki belli belirsiz çekim: Hayır aşk desem aşk değil, sevgi desem sevgi değil. Saygı desem, sokaktan geçen adama ben de saygı duyuyorum ama adama mektup yazmam. Veda mektubu? Birkaç aylık bir üstüne? Her şey için teşekkür etmek, onunla birlikte çalıştığı için mutlu olduğundan bahsetmek. En önemlisi, gittiği için açıklama yapma ihtiyacı? Oğlum sen hayırdır? Ben iflah olmaz bir romantiğimdir. Bir kişi bir kişiden hoşlanıyorsa sonuna kadar bunu yaşaması gerektiğini düşünürüm. Ama Kogami ile Akane arasındaki ilişkinin iş arkadaşlığı mı, iş ortamındaki romantizm kıvılcımları mı olduğunu bir türlü anlayamadım. Akane'nin bu eleman kaçtığı zaman neden ağladığını idrak edemedim. Benim iş arkadaşım işi bırakıp gitse arkasından ağlamam mesela. Sizin aranızda ne geçmiş olabilir ki bu kadar böyle bir sahne yarattınız?
- Kagari'nin bok yoluna gitmesi. Ben bu karakteri çok sevmiştim. Beleş bir ölüm oldu. En azından bize gösterdikleri bu. Başka bir zaman geri döner mi dönmez mi ne olur bilmem. Kogami döner belki ama Kagari'yi öldürmeyecektiniz. Yazık ettiniz bu karaktere.
- Bana göre karakterlerin altlarını da pek dolduramamışlar ama çok da fazla içine girmek istemiyorum. Çünkü belki de böyle olması daha güzeldir. Kim bilir?

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar için:



1 yorum:

  1. "Ginoza, eskiden yüzünü ve özellikle gözlerini hiç sevmediği için gözlükle kapatmaya çalıştığını söyler. Ama artık bu durum canını sıkmamaktadır. Buradan babasına da selam çakmış olur." Eeee ben burayı anlamadım babasına nasıl selam çakmış oluyor, gözlüğü çıkartarak <3
    İkincisi Kagari nin ölümü veya gerçekten öldü mü? Şef onu felç etmişti orda. Pufht bilmiyorum ölümü sadece konuşma olarak geçiyor, mezarı olsa anlarımda işte... Mantıklı bir açıklama istiyor.

    YanıtlaSil