17 Mart 2017 Cuma

Logan Film İncelemesi

Merhaba, merhaba, merhaba! Logan'ın, X-Men'in şahının, Marvel'ın destansı, karakterli karakteri Logan'ın, nam-ı diğer Wolverine'nin zamanı, filmdeki afişinde de söylendiği gibi, geldi. Gelmesine geldi, ama yıktı geçti hepimizi. Şimdi, filme sanki peygambermiş, tövbe estağfurullah nasıl bir şeymiş gibi bir muamele çekmek de istemiyorum, ama öncekilerden veya sonraki filmlerden soyutladığımız zaman, yani özetle, filme tek bir açıdan baktığımız zaman, gözlerimiz dolmadı değil. Evet, çok güzel filmdi. Harika bir filmdi. Bir veda filmiydi. Veda filminin verdiği etkiyle de filmin sonunda ağladım mı? Ben ağladım arkadaş.



--DİKKAT SPOYLER ŞEYSİ İÇERİR--

Yani şimdi X-Men'i, X-Men ile kıyaslamayı uygun gördüğümden, Logan'ı da bu yönde tartıp eleştirmekte fayda görüyorum, ama önce bilmeyenler olabilir diye düşünerek, Logan filminin hikayesinin ne alaka olduğunu bir anlatalım. Logan Filmi, aslında çizgi romanlarda geçen Old Man Logan Mini Serisine ait bir hikaye. Bu hikaye, alternatif/paralel bir evrende geçen, işlerin X-Men için oldukça ters gittiği bir evrende geçiyor. Ama film sektörüne geçtiğimizde Marvel, bu mini seriyi, ana serideki Wolverine ve Xaiver'in finali şeklinde harmanlamış ve bize harika bir veda filmi yaratmış. Logan'dan önceki son 2 filme bir göz gezdirelim önce. Deadpool'u es geçiyorum. Deadpool bambaşka bir hikaye. Onun X-Men serisiyle şimdilik alakasız tutalım. Benim bahsettiğim Apocalypse ve Days of Future Past.

Apocalypse, X-Men'in ne ara, nasıl X-Men olduğuna ışık tutarken, Days Of Future Past ise, gelecekte dünyanın nasıl yok olduğu ve X-Men'in işleri nasıl geri çevirdiğini anlatıyordu hatırlarsınız. Bu iki filmin bize hissettirdiği tüm o karanlık, kötü ihtimalin olduğu noktada bile yine de X-Men'in her daim var olacağını, Wolverine'nin, her daim günü kurtaracağını hissetmiştik. İşte bu sebepten bu son 2 film ile karşılaştırdığımızda, Logan, tokadı bastı, ensemize vurdu, lokmamızı önümüzden aldı. Ne düşüneceğimizi şaşırdık. Sevmeli miyiz, sevmemeli miyiz? Oturup ağlamalı mıyız? Yoksa ne yapmalıyız? Evet, tam olarak karışıklık bıraktı bize. Oysa X-Men geri dönmüştü, Jean, Scott geri dönmüşlerdi. Ne bileyim, daha izlememiz gereken çok fazla hikaye vardı. Biz daha Wolverine'yi, Xavier'i ve diğerlerini görebilirdik. Henüz hikaye bitmemeliydi. 


Ama Logan ile birlikte Marvel resmen bizi paramparça etti. Çünkü Artık Wolverine, Xavier olmayacaktı. Hikaye bitmişti, artık yeni neslin gelme vaktiydi X-Men için. 

Şimdi tüm bu detaylar ile birlikte baktığımız zaman, henüz X-Men filmi ile hayatıma girmiş olan toy Wolverine'nin, o vahşi doğasından sıyrılıp, evrimleşip bir insan olduğunu tüm fimler boyunca yavaş yavaş, sindire sindire hissettiğimiz Wolverine'nin sonunda bir insanın gelebileceği son noktaya, ölüme geldiğini görmek, keza aynı şekilde, asla ama asla düşmeyeceğini düştüğümüz, güçlü Xavier'in, zihninin bile yaşlılığa karşı koyamayışını görmemiz, ince bir sızı gibi yüreğimizi dağlamadı mı?

Xavier'i izlerken, ben tabii ki biraz daha duygusallaştım. Keza daha bir sene bile olmadı, sevgili babannemi kaybedeli. Yaşlılık, zor bir şey. Her geçen vakit, genç vücudumuz bize bunu henüz hissettirmese de, yıllar geçiyor. Bizler artık yaşlanıyoruz. Evet, büyüme evresi birçoğumuz için durdu. Artık her geçen yıl, bizim için yaşlanmaya başladığımız bir nokta ve bu hayatta ne yaptığımızı düşünmeden edemiyoruz. Ne yapıyoruz? Bundan 1 sene sonra, 5 sene sonra, 10, 20 sene sonra nerede olacağız? Evlenmiş olur muyuz? Çocuğumuz olur mu? Gecemizi gündüzümüze kattığımız bir şeyler var belki. Acaba iyi bir noktaya geldi mi işler? Hayat bizim için iyi bir noktaya gitmiş mi?

Peki ya 90 yaşını görebilecek miyiz? Zihnimiz, 90 yaşında bizim yanımızda durmaya devam edecek mi? Yoksa vücudumuz yavaş yavaş çökerken, zihnimiz bize hala güçlü olduğumuzu söyleyip bizi kandırmaya mı çalışacak? Ya bunamaya başlarsak? Ya hiçbir şey hatırlayamadığımız bir noktaya gelirsek? O zaman ne olacak? 

İşte Xavier, şimdiye kadar düşündüğüm tüm bu soruların cevabını bana verir gibiydi bu filmde. Yaş alıyorduk. Zaman durmuyordu, ilerliyordu. Elin filmindeki karakter için bile bu geçerliydi. Benim için neden olmasın? 


Xavier'in mutant gücü zihnidir biliyorsunuz. Onun kadar güçlüsü kolay gelmez, kolay da gitmez. X-Men'in başına gelen ne varsa, Xavier'in başının altından çıkması da bizim için garipsenecek bir şey değil. Keza, X-Men Xavier sayesinde var oldu. Ama Xavier yüzünden yok olan bir X-Men düşüncesi, beni çok rahatsız etti. Filmde birkaç yerde geçmişten söz ediliyor. En iyi söz edilen yer ise, arabada yol aldıkları sahnede oluyor. Kumarhane sahnesinden sonra, orada olanları açıklamak için radyodaki spiker'in 6 sene önce olan bir olaydan söz etmesiyle birlikte üç aşağı beş yukarı neler olduğunu anlıyoruz. Xavier artık çok yaşlıydı ve zihni kontrolden çıkıyordu. Bu yaşlı adam, güçsüzleşen vücuduyla birlikte, güçlerini kontrol edecek olan iradeyi de kaybediyordu ve yenik düşmüş vücudu, zihnini kaldıramıyor, bu da nöbetlere sebep oluyordu. Ama bu nöbet, sadece kendisine değil, etrafındaki tüm mutantlara ve hatta insanlara zarar veriyordu. Kısacası, gün Xavier'i yenip geçmiş, kitle imha silahı haline gelmişti. Ve işte Westchester'da da bu nöbetlerden birisini geçirmiş olması, üstelik de kimsenin bu nöbetlere hazırlık olmadığını anlamak zor bir şey değil. Belki Wolverine yanında değildi, belki başka bir şey oldu, ama işin sonunda Xavier, bir nöbetle birlikte kurduğu her şeyi kaybetmiş oldu. X-Men bu şekilde yıkılmıştı. 


Bundan sonrası ise, Xavier ve Wolverine için oldukça sıkıntılı bir süreç olacaktı. Çünkü hem kaybettiklerinin acısı, hem de birinin Xavier'e göz kulak olması gerektiği, en azından ölene dek, günyüzüne çıkmıştı. O artık yaşlı ve bakıma muhtaç bir adamdı. Üstelik her geçen dakika daha fazla nöbet geçiriyor ve daha fazla tehlikeli oluyordu. Yalnız bırakılamazdı. 

Eh bir de diyoruz ya, paralel evren gerçeği. Mutantlar için hiçbir şey iyi gitmemiş. X-Men gibi kontrol mekanizmaları da çökmüşse, kötüler başta, başta olması gerekenler kaçak konuma düşmüşse, Wolverine için işler daha sıkıntılı bir hal alacaktı. Çünkü 300 seneye aşkın vücudu artık yaşlanıyor ve vücuduna enjekte edilmiş olan, onu ölmekten men eden, ama içten içe parçalayan zehir artık etkisini tamamen gösteriyordu. 

İtiraf etmem gerekiyor ki, yaşlanan bir Wolverine imajı beni derinden sarstı. Bu kadar çekici bir karakterin, evet ben Wolverine karakterini oldum olası hep daha seksi bulmuşumdur (hatta Jean'in inatla niye Scott'ı seçtiğini ve veletken izlediğim çizgi film serisinde bile onunla neden evlendiğini dahi anlayamamışımdır. Yani küçüklüğümden beri Wolverine'ci bir insandım. Scott'ı döver geçerim.), bu kadar yaşlanabilmesini hazmedemedim. Bana sanki Wolverine ölümsüz gibi gelmiştir hep. Herkes gidecek, o dımdızlak ortada öyle kalacakmış gibi hissederdim hep. Buna güvenirdim yani. Logan'a da veda etmek varmış.


Tüm bu karmaşanın içinde X-23 ile bizi tanıştıran bir film oldu Logan. X-23, Logan'ın DNA'sından kopyalanmış küçük bir yavrucak lakin hayat ona acımasız davranmış. Mükemmel askeri yaratmak için yürütülen bir programın kurbanı olan onlarca çocuktan sadece bir tanesi olan X-23, X-24'ün ortaya çıkışıyla birlikte ki onu da Wolverine'nin daha genç bir kopyası olması oldukça ironikti, değer kaybediyor. Programı yürütenler, herhalde maliyetten kurtulmak ve güvenlik zaafını ortadan kaldırmak amacıyla bu çocukları teker teker öldürmeye başlıyor. O laboratuardaki bakıcılar sayesinde bir grup çocuk kaçmayı başarıyor ve X-23'ün Logan ile karşılaşması da bu sayede oluyor. Her ne olursa olsun Logan'ın dede olacak yaşta zorla babalık rolünü de almak zorunda kalması, Xavier'in bakıma muhtaçlığı ile birleşince bir kaosa dönüşüyor. Zaten Wolverine2nin baba olacak bir tarafı yoktu. Çok iyi bir dost, elbette ama babalık?
Filmin sonuna kadar da bu böyle sürdü. X-23 ve diğerlerini kurtarmak için kendisini feda etmesi, kızına söylediği son cümlenin "Onların istediği gibi biri olma."deyişiyle birlikte kızını kurtarmış oluşunun gururu ve babalık hissini hayatında bir kez olsun tadabilmenin sevinciyle bu dünyadan göç ediyor. X-23 ise ona olan saygısıyla mezarındaki haçı X haline getirdi. Burası da oldukça önemli bir sahneydi. Çünkü bu sahneyle brlikte X-Men resmi olarak sonlanmış oldu.

Ama bu X-Men macerasının tamamen bittiği anlamına mı geliyor? Apocalypse ile birlikte başlayan, karakterlerin gençliklerini anlatan X-Men serisi devam edecek gibi görünüyor. 2018 yılıyla birlikte nurtopu gibi bir X-Men filmi daha geliyor. Supernova adı verilen bu filmde, Jean Grey ve onun karanlık tarafına bir yolculuk yapacakmışız gibi duruyor.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazıda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:
Instagram
Twitter
Facebook

    Hiç yorum yok:

    Yorum Gönder