19 Mart 2017 Pazar

Harry Potter And The Cursed Child || Harry Potter ve Lanetli Çocuk Kitap İncelemesi - Fiyasko mu? Harika mı?

Daha çıktığı ilk zamanlarda kitabı okuyup, daha sonra hakkında yazmayı resmen ertelediğim bir hikayeyi sizinle paylaşmak istiyorum bugün. Harry Potter Evreni'nin son göz bebeği, Lanetli Çocuk, Yani Harry Potter And The Cursed Child.



Ne yazık ki ülkemizde oyununu izlemek imkansız, ama kitabı tüm kitapçılarda bulmak mümkün. Ben de kitabını hemen temin etmiş ve okumuş bir insan olarak inceleme yazısı yazmayı görev biliyorum. Hadi biraz inceleyelim mi? Bakalım, Lanetli Çocuk neymiş.

King's Cross'ta başlıyor kitap. Kitap derken, zannetmeyin ki gerçekten roman. Hayır, bu bir senaryo. Tiyatronun yazılı anlatımı. Sahnenin yüzeysel bir anlatımından sonra diyaloglara geçiyor. 7. kitabın sonunda bıraktığımız yerde, 19 yıl sonraki bölümde başlıyor hikaye. Hatırlarsınız, Harry ve Ginny evlenmiş, 3 de çocukları olmuştu. James en büyüğü, daha sonra Albus Severus geliyor ve daha sonra da Lily. Albus, henüz Hogwarts'a başlayacak ve James ona Slytherin'e girebileceğini söyleyip Albus'u sinir ediyor. Ron ve Hermione de geliyor. Kızları olmuş, adı Rose. Bir aile görüyoruz kısacası çocuklarını Hogwarts'a uğurlayan. Ama bu ailede Harry, Ron ve Hermione var ve herkes bu aileye bakıyor. Bundan rahatsız olan Hermione de "Gidebilir miyiz? Herkes buraya bakıyor." diyor. Ginny de ekliyor. "Siz üçünüz bir aradayken herkes size bakıyor. Bir arada olmasanız bile, herkes size bakıyor."



Aslında hikayenin kilit cümlelerinden biri. Bu cümle, gelecekte olan her şeyin de özeti. Harry, Ron ve Hermione, henüz 17 yaşında koskoca kara büyücü olan Tom Riddle'yi, nam-i diğer Lord Voldemort'u haklamış olan efsane üçlü. Büyüdüler ve aile kurdular. Harry seherbaz olmuş ve Ron daha sonra seherbazlığı bırakıp George ile birlikte şakacı dükkanını işletmeye başlamış. Harry ve Hermione bakanlığa geçmiş, Hermione Sihir Bakanı olmuş. Kısacası, bu çocuklar büyümüş ve büyük insanlar olmuşlar. Büyük yerlere gelmişler. Bu da çocuklarının karakterini çok etkilemiş.

Harry, Albus ve Ginny
James, tam bir Gryffindor karakteri taşıyor. Kendini beğenmiş, şen şakrak. Esprili, eğlenceli. Harry onu çok iyi anlıyor ve onunla çok rahat iletişime geçiyor. Ama Albus için öyle değil. Albus, karakter olarak James'ten uzak. Sessiz, sakin. Daha çekingen. Daha karanlık. Daha gizemli. Tüm bunların sonucunda da Slytherin'e girerek, Büyük Harry Potter'ın mirasına leke sürdüğünü düşünecek kadar aşağılık kompleksli. Ve babasıyla bir türlü tatminkar bir iletişim kuramayışının verdiği sıkıntılarla, babasına karşı içinde gittikçe büyüttüğü hırsıyla iş yapmaya kalkıyor. Bu esnada birinci sınıfta Draco Malfoy'un tek çocuğu olan Scorpius ile tanışıp dost olmaları da (daha çok bromance de bana göre...) olaya tuz biber ekiyor.

Neyse böyle böyle gide gele 1. perdenin 6. sahnesine geliyor. Harry ve Ginny'nin evi. Eskilerden tanıdığımız yaşlı bir adam ile Harry tartışıyorlar. Yaşlı adamın adı Amos Diggory'dir. Bildiğiniz Cedric Diggory'nin babası. Amos, öfkeyle Harry ile konuşur ve çok uzun zamandır onunla konuşmak için beklediğini belirtir. Ama Harry durmadan randevularını erteliyor ve Amos ile görüşmeyi reddediyordur. Amos da sonunda çareyi Harry'nin evine gelmekle bulmuştur ama Harry bu durumdan çok rahatsızdır. Nasıl olmayasın ki, sonuçta aslında sorumlu olmadığın halde, seni öldürmek için yapılan bir düzenekte masum bir çocuk öldürülmüştür ve babası çok açık bir şekilde seni sorumlu tutmaktadır. Amos o gece de böyle yapar. Harry'ye "Oğlum senin yüzünden öldü ve onu geri getirmeme yardımcı ol." diyor. Çok yakın zamanda bulunan ve bakanlıkta bulunan, 3. kitapta oldukça yakından bildiğimiz zaman döndürücülerden birinin varlığından haberdar olan Amos, açık bir şekilde Harry'ye o aleti kullanmasını, geçmişe gidip Cedric'in ölmemesini sağlamasını istiyor. Harry bunu kesin ve net biçimde reddediyor.

Harry ve Albus, Albus'un odasunda tartışırken
Bunlara kulak misafiri olan Albus ise o sırada Delphini Diggory adında bir kız tarafından korkutulur. Delphi ona amcası Amos ile birlikte geldiğini ve Amos ile ilgilendiğini söyler. Albus da kendisini tanıttığı zaman Delphi de geri kalan herkes gibi "Harry Potter'ın oğlu olmak" temalı bir konuşma yapar.

Amos ve Delphi gittikten sonra Harry çocuklarına okul öncesi bir hediye verme niyetine girer. Keza dayıları Ron da hepsine bir hediye vermiştir. Hediye paketini açan Albus, Harry'nin bebekken sarıldığı ve halasıyla eniştesinin kapısına bırakıldığı battaniyeyi vermiştir.  Harry açıklama olarak şöyle bir şey söyler:
"James uzun zamandır Görünmezlik Pelerini'ni istiyordu. Sen de artık 14 yaşındasın. Sana anlamlı bir şey vermek istedim."
Albus da sinirlenerek "Görünmezlik Pelerini, sihirli kanatlar mantıklı; ama ya bu? Bir bebek battaniyesiyle ben ne yapabilirim?" der ve baba oğul hararetli bir kavgaya tutuşurlar. Albus bu kavga sonunda "Keşke babam olmasaydın." der. Harry de altta kalmaz. "Benim de keşke oğlum olmasaydın dediğim zamanlar oluyor." der. Bu konuşma ikisi arasında büyük bir çatırdamaya sebep olur. Keza bu konuşmanın sonunda Albus, babasından intikam almak niyetiyle Scorpius ile birlikte Bakanlık'takı zaman döndürücüyü çalıp Cedric'i geri getirmeyi kafaya koyar.

Keza yapar da. Zaman döndürücüyü çalarlar. Bu esnada Harry ise 22 yıldır başına gelmeyen bir şey ile uğraşmak durumunda kalır. Yara izi acımaya başlar ve kabusları tekrarlar.

Harry kabus gördüğü için Ginny ile konuşurken
Birinci geri gidişlerinde 1994 yılındaki Üç Büyücü Turnuvası'na giderler. Ejderhalarla savaşıp altın yumurtayı alacakları sırada Albus ve Scorpius'un müdahalesiyle karşılaşan Cedric başarısız olur ve Cedric turnuvadan elenir. Bu esnada Albus ve Scorpius da geri döner. Cedric'in turnuvadan elenmesiyle şimdiki zamana geri döndüklerinde Ron ve Hermione evli değildir. Çocukları Rose hiç olmamıştır. Ron, Padme ile evlenmiştir ve Panju adında bir çocukları vardır. Üstelik Albus da Gryffindor'a seçilmiştir. Hermione ise artık Sihir Bakanı değildir. Hogwarts'ta Karanlık Sanatlara Karşı Savunma Profesörü olmuştur. Her şey ters gitmiştir. Hayatları altüst olmuştur ve bunun tek yolu tekrar zamanda geriye dönmektir.
Bu sefer Cedric Diggory'yi göle girdikleri vakit, Devleştirme Büyüsü yaparak biraz da utandırarak turnuvadan elenmesine sebep olurlar. Geri döndüklerinde Albus ortada yoktur. Dolores Umbridge, Hogwarts müdürüdür ve Scorpius, iyi ve tatlı bir çocuk olan Scorpius tamamen korkunç bir karakterde olduğunu öğrenir. Anlaşılan odur ki, Cedric ölmemiş ve küçük düşürülmenin öfkesiyle Voldemort'a katılmıştır. Voldemort, Harry'yi öldürmeyi başarmıştır. Doğal olarak Albus hiç var olmamıştır. Üstelik Snape yaşamaktadır.

Draco ve Scorpius Malfoy
Scorpius, olayları öğrendikten sonra Snape'ye olanları açıklar. Harry'nin başka bir zamanda kendi oğluna onun  adını verdiğini söyler. Snape, Scorpius'u Ron ve Hermoine'ye (ki o zaman kaçak olarak aranmaktadırlar) götürür. Bu sefer Ron, Hermione, Snape ve Scorpius geriye dönerler. Albus'un Cedric'e müdahele etmesin engeller. Neyse olaylar gelişir ve en sonunda Scorpius kendi dünyasına geri dönmeyi başarır. Albus yanındadır ve Slytherin'dir. Her şey düzelmiştir. Harry ve Albus yüzleşir ve aralarındaki sorunu çözerler. Mutlu sona gelinmiştir. Tek bir farkla. Delphi hala kuzeninin geri getirilmesini istemektedir. Scorpius ve Albus, bunu yapmamanın herkes için daha iyi olduğunu söylerler. Delphi de ikna olmuş gibi gözüküp zaman döndürücüyü yok etmek için eline alır. Orada, Scorpius, Albus ve Delphi yüzleşirler ve Delphi'nin Voldemort'un kızı olduğu ortaya çıkar. 

Delphi, Albus ve Scorpius ile birlikte geçmişe gider ve işleri kendi bildiği yönden yapmaya kalkar ama çocuklar engel olur. Bunun üzerine Delphi, 31 Ekim 1981 yılına dönerek Voldemort'u durdurarak laneti yenmeyi amaçlar. Albus ve Scorpius ise, Harry'nin bebeklik battaniyesine mesaj yazarak ailelerini 31 Ekim 1981 senesine çekmeyi planlarlar ve başarılı olurlar. Harry, Ginny, Hermione, Ron ve Draco, çocuklarının mesajını almış bir şekilde, Draco Malfoy'un babasından kalma bir zaman döndürücü sayesinde geçmişe dönerler ve Delphi'yi yakalarlar. Daha sonra hep birlikte tarihin olması gerektiği gibi akışına izin verirler ve günümüze geri dönerler. Albus ve Harry bundan sonra daha iyi bir ilişkiye sahip olma ve daha anlayışlı olma konusunda birbirlerine söz verirler. Hikaye de bu şekilde biter.

Şimdi bu özetle birlikte değinmek istediklerime gelelim.

Ron, Hermione ve kızları Rose


     1.   Hermione ve Ron ilişkisi/ Ron'un Karakteri

Aslında burada esas değinmemiz gereken şey Ron'un karakteri. Aman Yarabbi, adamı rezil etmişler arkadaşlar. Evet, Ron her zaman naif bir yapıdaydı. Evet Ron her zaman biraz çocuksuydu bunu biliyoruz ama Voldemort ile olan serüvende Ron da çok büyümüştü. Gerek kitap gerekse filmlerde. Hele hele şaka muhabbeti? Şaka dükkanı işletmek? Elbette ki Fred'in kaybından sonra George ile yakınlaşıp birlikte iş yürütmeleri normal. Onlar kardeş. Ama Ron hiçbir zaman bir Fred olamaz. Oyunda Ron'u tamamen Fred gibi bir profille canlandırmışlar. Şakacı, çocuksu. Dalga geçen. Ciddiyetten komple uzak. Hermione gibi bir karakterin yanında duramayacağı gibi, gerçek Ron'un tırnağı bile olamaz. Kitabı okurken özellikle sinirlendiren bir detaydı bu. Tamam, tiyatro falan, başka biri devreye giriyor. Ama Ron Weasley bir karakterdir. Nasıl bu adamın kişiliğini komple değiştirebilirsiniz? J.K. Rowling bu karakterin yaratıcısı ama bu karakterler dünyadaki birçok insan tarafından tanınan ve kitaplardaki gibi kabul edilen karakterlerdir. Yaratan benim deyip keyfince nasıl karakterin kişiliğini değiştirebilirsin? Daha sonra bir konuşmasında J.K. Rowling bunu desteklemek adına "Ron zaten çocuksuydu, olgunlaşmamıştı." falan gibi bir şeyler söylemiş. Ne alaka? Bence Ron gayet olgunlaşmıştı o kitaplarda yaşadıklarından sonra. Kısacası olmamııış.

     2. Cursed Child da ne?
Aslında iki tane başrol etrafında dolanan bir oyun bu. Albus ve Scorpius. Scorpius için Lord Voldemort'un çocuğu diye söylentiler dolaşıyor kitap boyunca. Draco Malfoy özellikle bu söylentileri şiddetle reddettiği gibi birkaç kere Harry'ye de bu söylentilerin çıkmasına izin vermemesi adına uyarıda bulunuyor ama Harry pek takmıyor. En sonunda bu çocuk muhabbetinin Delphi'ye ait olduğu söyleniyor. Amos da Delphi benim yeğenim değil ki diyerek son noktayı koyunca işler anlaşılıyor. Peki ya Lanetli Çocuk nedir? Acaba Lanetli Çocuk derken, Harry'nin geleceğini şekillendiren sıkıntılı çocukluk sürecine atıfta mı bulunulmak istendi? Çünkü ortada bana göre lanetli tek bir çocuk bile yok. 
     3. Hikayenin komple kendisi
Gerçek bir roman olmadığından tiyatro senaryosu olduğundan dolayı betimleme, diyaloglar çok yüzeysel ve çok yapmacık kalmıştı. Belki hikayeyi görsel olarak izleyebilseydim bu şekilde düşünmeyecektim. Ama bana göre olgunlaşmayan Ron değil, hikayenin kendisiydi. 7 Kitaplık bir Harry Potter serisine bu hikayeyi 8. ve devam hikayesi olarak çıkarmaları yanlış oldu bana göre. Evet, bu hikayeye gönül verenlerin 2 tane merak ettikleri şey vardı. 1. Harry'nin geleceği. 2. Harry'nin ailesinin dönemi. Harry'nin geleceğine şahit olabildik ama karakterlerin hiçbiri bıraktığımız karakter olmadığından dolayı rahatsızlık duydum. Yabancıladım. Şimdi diyeceksiniz, 20 yıl içinde insanlar değişmez mi? Değişir evet. Değişmeli de. Ama bana öyle geldi ki tüm karakterler bambaşka insanlar gibiydi. Harry'de Harry'yi göremedim. Hermione'de Hermione'yi... Ron zaten Ron değildi yani.
     4. Scorpius
En sevdiğim karakter yahu. Scorpius. Albus'un Harry'nin oğlu olmasından çok daha ağır bir şeyle uğraşan ama buna rağmen hayata olumlu bakmayı başarabilen bir karakter Scorpius. İnanılmaz tatlı, sıcak. Slytherin olamayacak kadar sıcakkanlı bir çocuk. Resmen Slytherin'e bakış açımızı değiştirecek bir karakter bu. Üstelik Rose karakterine daha birinci sınıftan beri aşık olması, kalbinin güzellikle atması... Resmen diyorsun ki, "Eeeeeey Salazar Slytherin! Utan utan! İsteyince nasıl da oluyormuş."

Kısacası, hikaye, çok akıllıca bir hikayeydi ama tiyatro oluşundan dolayı ya da yabancı insanların kalemi değdiğinden dolayı mıdır nedir, eksik kalmış farklılaşmış. Bu da bence birçok insanın rahatsız olmasına vesile olmuştur benim gibi. Yine de, iyi yanından bakarsak hikayeye, sonuç olarak geleceğe ışık tuttu mu tuttu. Voldemort'un Bellartrix'ten çocuğu olmuş yahu. Daha ne?

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:
Instagram
Twitter
Facebook

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder