5 Şubat 2017 Pazar

Gaming İstanbul || GIST 2017 Gittik, gördük. Mutlu etti mi?

Merhaba arkadaşlar! Gist'in sadece son günü teşrif edebildiğimden, sadece bugüne özel değerlendirmeler yapacağım. Sevabıyla günahıyla, ne var ne yok hepsini paylaşmayı amaçlıyorum.

İstanbul'da yaşayanlar bilir, Beşiktaş ile başladık maceramıza. Cumartesi 10:00'dan 20:00'a kadar olsa bile, bugün, yani 05/02/2017 Pazar günü için konuşmam gerekirse, internet sitelerinde 18:00'da fuar bitecek şeklinde yazıyordu. Biz de daha fazla vakit ayırabilmek adına en geç 13:00 gibi orada olmak üzere yola çıktık. Hafif yağmurlu, nispeten daha ılık bir Pazar gününde kendimizi vapurda bulduk. İki tane çocuğun, şarkıları jaz versiyonlarıyla söyledikleri vapur turumuzdan çıkarken de oldukça keyiflenmiştik. Yağmurdu çamurdu, aklımızdan uçtu gitti.

Aslında Beşiktaş'tan gitmeye kalktığımızda 40 dakika kadar yürümeye hevesliyseniz, yürünecek mesafedeydi ki biz yürüyelim diye anlaşmıştık. Baktık ki yağmur arttı, vazgeçtik. Bir taksiye atladık ve beş on dakika içerisinde fuar merkezine varmıştık. Yani fuar çok uzak veya karmaşık bir yerde değildi. Taksiler genel olarak bu fuarın varlığından haberdar idi.



İlk gözlem: Sıra. Çok sıra. Her yerde sıra.

Girişler günlük 15 TL idi. İdare eder bir fiyat diye düşünüyorum. Bilekliklerimizi aldıktan sonra fuarın olduğu -5. kata indik ve asıl curcuna o zaman başladı. Çünkü içinden çıktığımız o sıraları özler bir vaziyetteydik. 

Çok fazla yermek istemiyorum, ama kolpa olan çok şey vardı. Bir kere bence, çoğu "fuar merkezli indirim" olayları biraz göz boyamacaydı. Bir kupaya 15 TL veriyorsan, bir kaleme sırf üzerinde minion var diye 20 TL veriyorsan, o uygun fiyat değildir arkadaşım. Bunda bir anlaşalım isterseniz. Klavyeler, bilgisayarlar falan onlar için söyleyecek bir şeyim yok. i7 işlemcili bir HP bilgisayar 6000 TL falandı. Teşekkürler dolar. Sen bir numarasın.

İçerisi labirent gibiydi ve gerçekten çok fazla insan vardı. Yürüyemiyorduk, etrafı gezemiyorduk. Stantlarda vakit geçiremiyorduk. Bi' ara Oyungezer tarafındaki VR'ı inceleme fırsatını yakaladık. Ama VR teknolojisi o kadar yeni ki, beni çok cezbetmedi. Bende zaten Samsung VR var, S7 Edge alırken yanında kampanyayla birlikte edinmiştim. Evet çok güzel, ama gelişmesi lazım. 

12:00'da Dost Kayaoğlu ile söyleşi varmış. Bir saat ile kaçırdığım için çok canım sıkıldı ama biraz gezdikten sonra Oyungezer'in Enis Kirazoğlu ile söyleşini yakaladım ve tahmin edin ne oldu? Söylenen hiçbir şey anlamadım. Çünkü çok gürültülüydü. Adamların dibindeydik, ama karşı taraftaki stantlardan o kadar yüksek ses geliyordu ki ben ne konuştuklarını bir türlü anlayamadım.

No: 70'in demosu oynandı. Oturup onu izledim. Oynayanların ve geliştiricilerin ne anlattığına dair yine bir fikrim yok. Çünkü biliyorsunuz: Ses. 

Bu fuarı bize özletle derseniz: Sıra, Gürültü, Kalabalık. 

Ben tüm bunları geçiyorum, acaba insanımız oraya ne düşünerek geldi, bunu merak ediyorum gerçekten. Pusetli ablalar bebekleriyle çıkmış gelmişler, etrafta dizimiz boyunda çocuklar koşuyordu. Anne babaları nerede, napıyor bu çocuklar belli değil. 2 adım atamıyoruz, insanlar yol olarak ayrılmış alanlarda durup dururken fotoğraf çekilmeye karar veriyorlar ki o yollar 4-5 kişi genişliğinde. 

Tüm bu karşama içinde tabii ki sunum olması amacıyla fotoğraf falan çekmeyi düşünemedim. Salağa döndüm. Ben ki birçok konsere gittim, birçok etkinliğe katıldım, böyle bir ortam görmedim. Yanındaki adamın sesini duyamıyordun. 

E tabii o kadar sıcak, insanlar cosplay yapacağım, stanttan diğerine koşacağım derken terlemiş. Ortam leş gibi ter kokuyordu. Sigara içmek yasak olsa bile içeride leş gibi bir sigara kokusu gırla geziyordu. Yani gitmediyseniz üzülmeyin, kaybettiğiniz hiçbir şey yok. Çünkü Resident Evil incelemesi mi görmek istiyorsunuz, açın Youtube'ta oynayanları izleyin. No 70 mi izlemek istersiniz? Sinan Akkol'u biliyorsunuz. Son haftalarda kanalın harika bir video yayınladı. Bunlar değerli üstatlar. İzleyin, pişman olmazsınız. 

Değişik bir gün müydü? Ortam değişik miydi? Cosplay yapan çocukları görmek hoş muydu? Evet. Ama bir yerden sonra etrafta sıcaktan mayışmış, onca saat ayakta olduğu için yorgunluktan bitap düşmüş bir şekilde duvar kenarına çil yavrusu gibi dizilmişler miydi? Evet. 

Tekrar soruyorum. Pusetli abla ne işin vardı senin orada? Ben iki bacaklı bir insan olarak tek başıma düz yolda yürüyemiyordum, sen pusetti bebekti, anlıyorum belki çocuğun vardı oyun moyun ayağına zannettin çocuklar için etkinlik ama, biraz insaf! 

Kısacası böyle ortamlara ciddi manada yaş sınırlaması gelmesi gerektiğini düşünüyorum. Hani bu düşüncem belki bazılarınız için acımasızca, düşüncesizce veya bencilce gelebilir, ama 3 yaşındaki çocuğun ayağıma dolanmadan orada inceleme videosu izleyip, takip ettiğim youtuberların söyleşilerini dinlemek isterdim. 

Eksikleri çoktu. Gerçekten çoktu. Daha özenli işler yapılabilir diye düşünmeden kendimi alamıyorum. Yine de değişik bir atmosferdi. Gidilmemekle kaybedilecek hiçbir şey yoktu, ama değişik bir aktiviteydi sonuçta. Karar sizin :)

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar için
Instagram
Twitter
Facebook

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder