23 Şubat 2017 Perşembe

Final Fantasy XV İlk 1 Saat İncelemesi

İlk bir saatini oynayabilmiş biri olarak karşınızdayım.
Temel olarak baktığımda negatif olarak söyleyebileceğim tek şey, alışana kadar en azından, kamera açıları.
Onda da en azından 10 dakika içerisinde alışıyorsunuz ki ben pek oyun oynayan birisi olmadığımdan belki 10 dakika sürmüştür. 
Ama öveceğim çok şey var. 


1. Çok büyük bir haritası var. Ha bu oyunu yüklenirken biraz beklememize sebep oluyor mu? Evet, ama çok büyük bir dert mi? Bence hayır. Birazcık beklemek problem değil. 
2. Grafikler. Mükemmel. Tek kelimeyle mükemmel. 
3. Dövüş grafikleri gayet güzel. Fena değil. Oyun başlamadan önce beş on dakika tutorial'da vakit geçiren hiç oyun oynamamış bir insan bile kavrayabilir. Çok karmaşık combolar yok. Kolayda zaten comboları söylüyor oyun hatta, tutorial'a bile ihtiyaç duymuyorsun.

Kılıcı fırlatıp ışınlanma gibi kombolar var evet. Tutorial'da da bunları gösteriyor zaten
Şimdi oyuna biraz bakalım. Oyunun görselleri çok hoşuma gitti. Gerçekten mükemmmel. Karakterin öğlen saatlerinde verdikleri tepkiler ile sabah verdikleri tepkiler farklı. Mesela sabah "Harika bir gün." gibi konuşurken öğlene doğru "Off çok sıcak." gibi tepkiler vermeye başlayabiliyorlar :) Bu tarz ince detaylar artık oyunlarda daha sık görülmeye başlasa bile çok iyi yapım dersin, saçma sapan işler döner. Mesela Resident Evil 7'de karakterin psikolojik tepkileri çok hatalıydı. O sebepten bence önemli bir detay bu.

Aynı şekilde ne kadar çok hareket edersen ve ne kadar çok mob kesersen o kadar çok kirlenmeye başlıyorsun. Bu da karakterin tepkilerini değiştiriyor anladığım kadarıyla. Dinlenmek için kamp kurduğun zaman "Leş gibi oldum!" diye tepkiler verebiliyorlar. Çok tatlı :) 

Toplamda 4 karakter var oyunda. Sadece bir tanesini oynuyorsun. (ileriki zamanlarda diğerlerini oynayabiliyor muyuz emin değilim ama çok gerekli de değil zaten) O da zaten Sasuke'ye benziyor. Aynı havalı tip. Allah'ı var, bir kadın olarak baktığımda karakterleri oldukça seksi çizmişler. Yalan yok. 4 karakterin yetenekleri ayrı. Mesela bizim oynadığımız karakter balık tutma konusunda yetenekliyken, bir diğeri yemek yapma, diğeri etrafı gezip keşfetme, diğeri ise fotoğraf çekme konusunda yetenekli. Bu fotoğraf çekme muhabbeti daha sonra milletin ne işine yarayacak emin değilim ama kamp yaparken gün içerisinde çekilen fotoğraflara göz gezdirebiliyorsun. Karakterler de sen hangi fotoğrafa bakıyorsan ona göre "Vay bu çok güzelmiş." vay efendim, "Bu baya zor bir andı."  falan gibi tepkiler veriyor ki multiplayer olmayan bir oyuna göre o multplayer hissini bir an için aldım. Yalan değil. 

Bu gibi pozlar veriliyor oyunda. Daha sonra kampta bunları inceleyip karakterler yorumda bulunuyor işte
Henüz elbette tüm karakterleri ve tüm hikayeyi yüzde yüz keşfetmemiş biri olarak ilk izlenimlerimi aksettirdim. Mesela sırf eleştirmek için eleştirmem gerekirse, ilk farkettiğim şey giriş sahnesiydi. Bana göre çok zayıf ve çok gereksiz bir giriş sahnesi vardı. Cehennem gibi bir yerde sahne başlıyor. Üzerinde herhangi bir silah yok. Takım arkadaşların şeytanı dövmeye çalışıyorlar. Belli ki ağır yaralısın bir şeyler olmuş. Seni korumaya kalkıyorlar hop sahne değişiyor. Taht odasındasın. Karakter babasıyla konuşuyor, nişanlısıyla görüşmeye gidecek anladığım kadarıyla. İşte kral, çocuğun yanındakilere diyor oğlum size emanet falan. Bir sonraki sahnede adamlar çölün ortasında arabaları bozulmuş öyle takılıyorlar. Prens tamam prens ama belli ki egoist bir şey değil. Takım arkadaşlarıyla kardeş gibi ilişkisi var. Arabayı ittirirken etrafa bakmanı istiyor oyun. İşte bakıyorsun falan hoop Final Fantasy yazısı falan filan giriş bitiyor. 

Genelde hareketlerde seni ortalarına alıp koşuyorlar
Bu nedir? Doğru düzgün bir giriş hikaye için bir şey yapaydınız. Hiçbir şey yapmamış olduk. Yani mesaj şuydu "Bu oyunda hayvan gibi güzel görsellik sunuyoruz ağalar. Hadi yine iyisiniz."

Yani oynarken AC Brotherhood'un girişi geldi aklıma. Piece of Eden'i yok edemeyişi, amacasının "Tamam bana ver. Bununla sonra ilgileniriz." deyişi, Leap of Faith ve ardından şehre doğru kameranın gidişi, Arka planda çalan Ezio's Family'nin desibelinin gittikçe artışı ve ardından Assassin's Creed Brotherhood yazısının belirip Animus'un kapanmasından mütevellit şehrin görsel olarak bozulup yok olması.


Bi' şu girişe bak. Bir de o girişe bak. Hangisi seni hikayeye daha çok sokuyor? Hangisi tüylerini diken diken ediyor? Bence tartışılacak bir yanı yok.

FF'in de müzikleri fena değil. Ama henüz "VAOOOV OHA LAN MÜZĞE BAK" denilecek bir müzik duyamadım. Gerçi henüz aksiyon da yaşattırmadı. 3-5 tane tipik mob kesme muhabbeti.

Bir de sen nasıl bir prenssin ki cebinde beş kuruş yok ve etraftan quest dileniyorsun yani? Millet de "Haa prens sen misin iyi. Git bana şuradan şunu kes gel." nedir abi bu? Döverim lan prenssin sen. Adam ol. 

Tabi benim bu tribim tam olara hikayeye hakim olmayışımdan da kaynaklanabiliyor. Bakalım hikaye geliştikçe bir şeyler de değişecektir elbet. Oyunu oynamaya devam ettikçe inceleme yazısı yazmaya da devam ederim diye düşünüyorum.

Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder