4 Şubat 2017 Cumartesi

Benim Kedi Hikayem

/*Blogumda kendimi tanıttığım alana baktığınızda gezi yayınlarımın ve kedi köpek gibi hayvan dostlarımızla alakalı bakım detayları vereceğim yazılar da yazacağımı belirtmiştim. Kolaylık olması babında bunları konu dışı alanıyla etiketleyeceğim. Böylelikle görmek istemeyen, esas görmek istediği yazıları okuyabilir.*/

Yazımın manası aslında başlığında gizli. Bu benim kedi hikayemdir. Yani 1,5 yaşındaki kedim Mırmır (evet çok yaratıcı isim veririz) ile nasıl karşılaştım, nasıl aldım ve ne gibi sorunlar yaşadım, bu sorunları nasıl aştım gibi soruların cevaplarını verebileceğim özet niteliğinde bir yazı olacak. Bu girişten sonra hadi başlayalım:

Öncelikle Mırmır'ın cinsi nedir? Mırmır bir Scottish Fold cinsine ait kedidir. Tekir gibi kırçıllı tüylere sahip olmasından dolayı sanırım, safkan yada kırma olup olmadığıyla alakalı bazı çelişkili ifadeler var. Bana göre önemli değil. Beni ilgilendirmiyor cinsi. 

Mırmır'ı barınağa gitmekten son anda kurtardım. Kendisinin kalçası kırıktı ve ameliyat edilmişti. Sahiplendirilmeye çalışıyorlardı. Kalçasının kırık olduğunu bilmeden kabul ettim. Kediciğim bana gelirken kalçasından ameliyat edildiğini öğrendim.
Daha evvel kedi beslemediğimden bu durumla nasıl başa çıkılır bilemedim. Bana geldiğinde sırt tüyleri yoktu ve topallıyordu. Düzelecek dediler. Düzelmedi.
Veteriner "Tekrardan ameliyat olması gerek." dedi. "Olmazsa bacağını kaybetme riski bile var. Şu an diğer kediler için normal bir hareketi yaparken bile canı acıyor." dedi.
İnanmadım lan tabi. Hemen atlayacak mıyım yeni tanıştığım veterinerin sözüne?

Ben de tanıdık bildik bir veteriner buldum. O da aynı şeyleri söyleyince tamam dedim. Yapalım ameliyatını. Hazır başlamışken kısırlaştırmayı da yapabilir miyiz yoksa onun için beklemek mi lazım dedim. 7 aylıktı o dönem. Olur dedi veteriner. "Vakti gelmiş." dedi özetle. 7 aylık olana kadar iki kalça ameliyatı ve bir kısırlaştırma atlattı tatlı Mırmır.

Çok da güzel iyileşti. İkinci ameliyattan sonra toparladı. Artık topallama falan yok, ama elbette ki bildiğiniz bir kedi gibi değil. Hiçbir zaman da olamayacak. Asla yükseklere zıplayamayacak, yeterli çevikliğe ulaşamayacak. Ama en azından dört ayak üstünde, mutlu, ezik mi ezik bir topaç olarak hayatına devam ediyor.

Kısır diye mi bilmem. Daha evvel kedi de beslemediğim için kilo kontrolü olarak da pek bilgim yok. Bu cins kedilerin heybetli olduğunu zaten internette okumuştum. yani bi' araştırıyorsun, zayıf olanı yok. hepsi yumuk yumuk hepsi şişko. E benim ki de 4.5 kilo oldu. 1.5 yaşında bir kedinin 4.5 kilo olması biraz fazla geliyor insanlara. Bence de öyle ama elimizden geldiğince hareket ettiriyoruz, bir de ciddi manada kaliteli mama veriyoruz.  

Velhasıl, yumuşak sesli, genel tabirle sessiz bir kedi. tabi bana dert anlatmaya çalıştığı zaman "Tanrım neden seninle uğraşmak zorundayım ki insan?" diye düşündüğünü hissetmiyor değilim. Ama olsun. birbirimizi seviyeli bir şekilde sevdiğimiz sürece problem yok gibi duruyor. 

Önemli olan o mırlaması. o mırladıkça bana bir rahatlama geliyor.

Okuyanlara sevgi çiçeği manasında güncel fotusunu bırakayım:

Benim tatlı Mırmır'ım :)


Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Dediğim gibi bu yazı konu dışı olarak nitelendirdiğim alana ait bir yazıydı ve ara ara bu yazılarla da meraklılara ulaşmaya gayret edeceğim. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:
Instagram
Twitter
Facebook

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder