4 Şubat 2017 Cumartesi

Atatürk Arboretumu

Bugün bahar gibi bir kış gününe gözlerimizi açtığımız için, ciğerlerimiz bayram etsin diyerek yollara düştük. Ben İstanbul Anadolu yakasında oturan bir gariban olarak, gitmek gözümde o kadar büyümüştü ki, bir ara vazgeçip evde oturup filmdi oyundu falan dalsam mı desem bile, kendi kendimi telkin edip, düştüm yollara. Sevgili Traffi uygulaması sayesinde de rahatlıkla vardım.

Atatürk Arboretumu da nedir diye soranlar olabileceğinden, öncelikle orayı bi' tanıtarak işin içine gireyim. Atatürk Arboretumu, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi'ne ait, Sarıyer'de konumlanmış geniş bir ormanlık arazi. Gitmesi ise biraz zaman alsa da sıkıntılı değil. 

Anadolu Yakası'nda oturanlar için anlatmam gerekirse, Metrobüs ile Zincirlikuyu'ya geçtikten sonra Hacıosman metrosuna binip, en son durakta iniyoruz. Oradan kalkan 42HM numaralı otobüse bindiğimiz zaman, Kemerburgaz Yolu durağında (yaklaşık 15-20 dk mesafe) iniyoruz ve karşıdan karşıya geçip, yokuş yukarı giden anayolu takip ediyoruz ve tataaaam. Karşımızda. 


Öğrenciyseniz, işiniz çok kolay. Haftasonu 5 TL veriyor ve içeri giriyorsunuz. Ben şahsen Anadolu Üniversitesi'nin öğrencilik hakkından yararlandığımdan, 5 TL'ye girebildim. Öğrenci olmayanlar ise haftasonları 15 Tl'ye giriyorlar. 

İçeride piknik falan yapmanıza izin vermiyorlar. O yüzden hiç o heveslerle gitmeye kalkmayın. Krakerdi falan götürebiliyorsunuz, onlardan tırtıklayabilirsiniz. Genelde millet kapının önündeki kafelerden bir şeyler alıp yiyor, ya da hemen ayakta ne var ne yok yiyip içeri geçiyorlardı. 

Yuvaları da var
Girişte sağımızda ve solumuzda yukarıda gördüğünüz gibi minik göller bizi karşılıyor. Etrafına banklar koymuşlar ve insanlar o banklarda dinlenirken bu manzaranın tadını çıkarıyor. Hemen ileride ördek, yanlış anlamadıysam karabatak da olabilir, birkaç çeşit kuş görmek mümkün. Genel olarak arboretumun içinde hayvan yok. Yani durup dururken karşınıza ayı falan çıkmaz. Korkmayın. Kedi köpek de görmedik biz. Bir tek girişte bir köpek vardı, o da belki oranın kendi köpeğidir, bilemedim.

Göl üzerinde yüzen ördekleri yakından görmek mümkün
Genel olarak asfaltla insanların rahat yürümesini sağlamak amacıyla yollar düzenlenmiş olsa da, birazcık marjinal takılıp ağaçların arasından gitmeye kalkarsanız bilmeniz gereken bir şey var: umarım yağmur zamanında gitmemişsinizdir. Çünkü içiniz dışınız çamur olabilir. 

Ağaçlara böyle kuş yuvaları yerleştirmişler. Çok tatlı :)
Genel olarak mis gibi bir havayla karşı karşıyaydık. Çok güzel dakikalar geçirdik. Dönüşte de, geldiğimiz yolu gerisin geri gittik, lakin insanların en azından senede birkaç kere gitmesi gerektiği fevkalade bir yer olarak hafızalarımıza kazıdık. 

Umarım siz de bu güzel yeri görür ve ağacın değerini diğer insanlara anlatmaktan geri durmazsınız. Çünkü İstanbul ölüyor arkadaşlar. Boğuluyoruz. Otobüslerde, şehirde, kendi evimizde, iş yerlerimizde, okullarımızda... Gittikçe daha hızlı ölüyoruz.

Şu manzaranın bir kıymeti olmalı. Ormanları çoğaltın!
Tek bir çözüm yolu var. Doğayla iç içe olabilmek. Ağacı sevin, hayvanları sevin. Kıymet vermeniz gereken şeyler bunlar olmalı. Daha fazla AVM'ye ihtiyacımız yok, ama ormana, ağaca, göllere, kuşlara, hayvanlara, kısacası hayata, yaşamaya ihtiyacımız var. 

Çünkü ben de bi moda blogger'ı ruhu taşıyor olabilirim :P

Cennet gibi vatan, cehenneme dönmesin istiyoruz. Çok mu şey istiyoruz?

Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazıma dek, sevgiyle kalın. 

Beni takip edebileceğinz hesaplar:







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder