17 Ocak 2017 Salı

Westworld 1. Sezon Hakkında Düşüncelerim Ve Yapay Zekalar Hakkında Ufak Bir Sohbet

Sene kaç? Hangi ülke? Ne oluyor? Ben kimim? Sen kimsin? Şu anda mıyız? Ne zamandayız?

Evet arkadaşlar Westworld'ü bitirmiş bulundum. İlk bölümden itibaren böyle mal gibi ekrana baktığımız bir dizi oldu Westworld. Bu dizi Game Of Thrones ile falan karşılaştırılıyor ya, hayır karşılaştırmayın. İkisinin kulvarları o kadar farklı ki.


Westworld ile ilgili söyleyebileceğimiz en doğru şey, üzerinde gerçekten çalışılmış olduğu. Mesela hemen buradan Sherlock'a gidelim, Sherlock'un son sezonu... Neydi o öyle ya demediniz mi? Tamam belki yine beğendiniz ama son 3 sezonunun yanında boş kalmadı mı? Sanki üzerinde yeterince çalışılmamış gibiydi. Sanki, zaten izleyici kitlemiz var, şaşırtacak iki detay ortaya atar bu sezonu kaparız der gibi değiller miydi? İşte Westworld, aslında bu kadar risksiz bir konuya sahip Sherlock'un bile klişeye bağlayabildiği bir dönemde dupduru bir güzellik olarak karşımıza çıktı. Daha da özet geçeyim: Her şeyi son bölüme toplamak gibi klişelerde boğulan dizilerin arasında Westworld, olayları bölümlere o kadar güzel yedirdi ki, son bölümde bize kalan sadece olayın keyfini çıkarmaktı.



Bölüm süreleri 1'er saati bulan Westworld, bize Artifical Intelligence, yani Yapay Zeka'yı o kadar güzel anlattı ki aslında... Şimdi size biraz yapay zekadan bahsedeyim. Aslına baktığınız zaman, şu an elinizde bulunan telefondan, kullandığınız bilgisayara kadar minik yapay zekalar tamamen etrafımızı sarmış durumda. Yapay Zekanın, kısaca AI diyelim, en küçük yapıtaşına gitmeye çalışırsak karşımıza çıkan şey, veri madenciliği oluyor. Siz havalı muhabbetlerde onu data mining olarak duyabilirsiniz.



Akıllı telefonlarla birlikte herkes, şirketler, uygulamalar, her şey ve herkes bilgi toplamaya başladı farkında mısınız? Bunun birinci amacı evet, bu bilgileri parayla başka kuruluşlara satarak sizin hakkınızda toplanılan bilgilerle sizin ilginizi çekecek ve sizin paranızı alabilecekleri reklamlar oluşturabilmek ve/veya sizin ilginizi çekebilecek uygulamalar yazabilmek. Bilgi çok korkunç bir şey. Bilgiyi kullanabilmek ve kendi özgür iradenle (ki burada işte devreye bu altın kelime giriyor: irade) karar verebilmek çok zor bir şey. Bu çok zor. AI'ya bunu öğretebilmek daha da zor. Aslında baktığınız zaman hepimiz çok güçlü birer biyonik makineyiz. Zihnimiz, tecrübelerden yararlanarak çıkarımlarda bulunan, zararlı ve zararsız, doğru ve yanlış, haklı veya haksız, lazım veya gereksiz şeklinde birçok şeyi saniyeler, saliseler içinde işleyip ayırt edebilmekte. Bunu biz çok kolay olduğunu düşünüyoruz, ama gerçekten öyle mi? Bu noktaya gelebilmek için kaç seneniz geçti? Yaşınız kaç? 100 sene önceki insandan çok daha ileride değil misiniz? Matamatik konusunda, ilim, fen? Edebiyat? Kimilerine göre ileri değil olarak yorumlayabilirsiniz ama şöyle düşünün: Tolstoy zamanında bir Tolstoy yoktu. Sizin zamanınızda var. Bu da sizi daha ileride yapmıyor mu?



Otomatik pilotunuzun etkisinden çıkıp gerçekten karar vermeye çalıştığınız noktada, günlerce düşünmek durumunda kalmıyor musunuz bazen? Mesela evlenmek istediğiniz bir insanla gerçekten mutlu olup olamayacağınızı kaç saniyede anlayabilirsiniz? Tüm o derinlik hesaplamalarını nasıl yapıyorsunuz? Araba kullanırken nasıl virajı almak için hızınızı düşürmeniz gerektiğini fark ediyorsunuz? İşin korkunç tarafı, bir bilgisayara bu hesaplamaları yapmasını nasıl anlatacaksınız? Peki bir bilgisayara, insan olmayı nasıl öğreteceksiniz?

Gelişmiş bir yapay zeka için aşmanız gereken engeller

Sevgi, öfke gibi duygular ve vicdan diye sıralayabiliriz. Biraz daha teknik gidelim: Verimadenciliği ile başlayabilirsiniz. Bilgisayar, verimadenciliği sayesinde, durumlar üzerinden kitlelerin tepkilerini öğrenmeye başlayabilir. Sınıflandırma yapar. Bu sayede terör saldırısından sonra insanların %90'ının üzgün, %89'unun kızgın, %10'unun mutlu, %5'inin ölü olduğunu öğrenir, sınıflandırır ve bu durumda terör saldırısında %90 oranında üzgün ve kızgın bir tepki vermesi gerektiğini çıkarabilir. Ya da bir bebeğin gülümsemesine mutlu olması gerektiğini öğrenebilir. Peki gerçekten bu duyguları hissedebilir mi? Gerçekten insan olabilir mi?

Hatırlayın Bernard, bir AI olduğunu anladığında Ford'a bu soruyu sormuştu. Hangi noktada hangi duygusal tepkiyi vermesi gerektiğini biliyordu. Ama bunu nasıl yaptığı... İşte bu esas problemdi.

Bu uzun girişten sonra, biraz karakterleri tanıyalım. Film bize o kadar tahmin edilemez detay verdi ki, elimiz ayağımız birbirine dolaştı. 7. bölümde Bernard'ın AI olduğunu öğrenmemiz, daha sonra da aslında onun Ford'un ortağı ve merhum dostu Arnold'ın bir yansıması olduğunu öğrenişimiz... Ford'a tüm sezon boyunca "Ya bu adam bi bokluk çıkaracak ama hayırlısı..." diye bakarken, son anda saygımızı kazanması.

William peki? İki ayrı zaman çizelgesini bize yutturması? Dolores'in uyanış evresi ve en hoşuma giden detay, Maeve.



Sizce Maeve kendi özgür iradesini mi kullandı? Yoksa bu ona tanımlı mıydı? Bana göre Ford bunu tanımlamıştı. Maeve aslında uyanmak üzere programlanmış bir AI idi ve Bernard bunu ona söylemişti. Maeve ise bunu kabul etmemişti. Sizce Maeve gerçekten kendi iradesiyle mi uyandı? Hayır... Fonksiyonel bozukluklarının bir sebebi olduğu zaten açıktı. Kendi kendine uyku modundan kalkıp etrafta olanı biteni görmesi, uyanışı ve devamında verdiği kararlar... Tamamen programlanışının sonuçlarından kaynaklanıyor. Onu Westworld'e geri iten kızı peki? Trenden inmesinin sebebi o kız olsa bile, arkasında başka bir senaryo yok mu sanıyoruz? Dolares ve Maeve arasındaki iletişim nasıl olacak acaba?

İşte Westworld'ü bu kadar güzel yapan şey de bu. Arkasında ne olacak? Nasıl ilerleyecek? AI'lar kurtulacak mı? AI'lar arasında anlaşma nasıl olacak?

Ford

Ford gerçekten öldü mü? William karakteriyle alakalı yapımcılar, 2. sezonda olacağını doğruladı ama Ford için böyle bir şey söylenmedi. Bu sebepten Ford'un gerçekten öldüğünü varsayabiliriz. Buna rağmen, Ford'un kendi AI halini yaptığına inananlar da az sayıda değil.

Bu sezonun baş karakteri Dolores idi. Bir sonraki sezon kim olacak? Uyanmış Dolores, bildiğimiz tatlı Dolores gibi mi olacak yoksa bu makineler insanlara terör mü estirecek?

Tek, tek dileğim var bu diziyle alakalı, yapay zekaları kötü değil, daima eşit göstermeleri. Yani bu durum insanlığın yarattığı yapay zekadan kurtulup soyunu kurtarma çabasına dönmesinden ziyade, yapay zekaların insanların yarattığı düzende söz sahibi olabilme çabasını bize güzelce sunmaları.

1. sezon çok güzeldi a dostlar. Üzerinde eleştirecek hiçbir şey bulamıyorum. 2. sezon da 2018'de gelecek diyorlar. Önümüzdeki sene içerisinde komple bir kere daha izleriz bu seriyi.

Bu arada eklemeden geçmeyelim, 1973 yapımı bir filmden uyarlamadır bu dizi. An itibariyle o filmden de biraz bahsedelim.



Film açıkçası çok eski bir film olmasıyla o zamanın oyunculuklarıyla harmanlandığından sanki "Alışkın olmadığım bir tat" hissi veriyor. Bununla birlikte, Westworld dizisinin aksine bir korku aksiyon filmi olarak hizmet etmekte. Filmde, 3 ana dünyanın varlığını öğreniyoruz. Birincisi Vahşi Batı ki bizim diziyle aşina olduğumuz dünya burası. 2.si Orta Çağ Avrupası ve 3. olarak da Roma.

Film, Vahşi Batı'da bir macera geçirmek isteyen iki dostun etrafında geçiyor. Tam onların gittiği sırada Delos'taki robotların hepsinde anlamlandırılamayan itaatsizlik ortaya çıkmaya başlıyor ve programlandıkları şeyleri yaparken insanlara zarar vermeye başlıyorlar. Normalde vurmamaları gerekirken vurmaya, ısırmaması gerekirken ısırmaya veya tam aksine oradaki amacı tamamen seks olmasına rağmen müşteriyi reddetme gibi hatalı tepkiler vermeye başlıyorlar. Filmde uyanış gibi bir kavram yok. Tamamen bir arıza nedeniyle ortaya çıkan kaos ortamını göstermeye çalışmışlar. Dizideki karakterlerin hiçbiri de yok.

Kısacası dizi için, filmden esinlendiğini, ama filmle hiçbir alakasının olmadığını da söyleyebiliriz.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Bir sonraki yazıma dek, sevgiyle kalın.

Bu arada, Sherlock'tan hazır bahsetmişken, son sezonu ile alakalı inceleme yazım için: tık

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:
Instagram
Twitter
Facebook

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder