16 Ocak 2017 Pazartesi

Sherlock 4. Sezon İnceleme

Merhabalar!

Bitti gönlümüzün efendisi, değil mi? 4 sezon içinde toparlamaya çalışırsak bana göre en vasat sezon buydu yahu. Neden bilmiyorum. Belki de tam olarak doğrulandığından bir türlü emin olamadığım son sezon, final sezon furyasına katılıp beklentilerimizi yüksek tuttuğumuz içindir. Ama kusura bakmayın da 2 senede bir sezon yayınlarsanız böyle olur.

Evet, evet dedikodular diyor ki adamlar çok yorulmuş ve artık aileleriyle zaman geçirmek istiyorlarmış. Sherlock'u da bu yüzden bitiriyorlarmış falan filan. Bana hiç de final sezonu gibi gelmedi. Dibimiz düşmedi, şaşırmadık, oha nasıl yani diyemedik. Azıcık üzüldük, azıcık kızdık. Neye kızdık? Dizinin bu sezonunun bu kadar düşük tempoda olmasına kızdık. 


Tamam hadi çok uzatmadan önce fragmanı hatırlayalım. 



It's not a game anymore'lar... Yok efendim Moriarty'ler... Acayip ikinci bölümdeki herif falan. Yahu noluyoruz dedik. Of aman yarabbi, bu ne cesaret, seni tanımak isterim yiğenim dedik. Dedik evet, heyecanlandırdın bizi Allah'sız! Heyecandan nasıl bekleyeceğimizi şaşırdık. Peki ne oldu?

Hadi birinci bölümle başlayalım.

Biliyorsunuz 3. sezonun sonunda Sherlock'ı katil olurken seyredivermiştik. Adamı tam sürgün edeceklerdi ki geri çağırdılar. Çünkü... Çünkü Moriarty!


Evet evet, ülkenin tüm ekranlarında "Beni özlediniz mi?" diye soran Moriarty'nin suratını seyrettikten sonra dördüncü sezonu ağlaya ağlaya beklemeye başlamıştık. Peki birinci bölümde ne bulduk?
1. Parça pinçik muhabbetler
2. Mary'nin ajan halleri - ki bana göre o vücut yapısıyla nasıl ajan olunuyor emin değilim.

Hop hop burada duralım. Evet, bana göre Mary'yi oynayan kadın yanlış seçim. Çünkü bir CIA ajanının nasıl olmasını bekliyoruz?

Kıymetini bilemedik Sarah (Sarah Walker - Chuck)

Yani evet, en azından fitness yapmış bir vücut olması lazımdı. Teyze bildiğin pazarda karşılaştığımız ablalardan halliceydi. E eline silah bile yakışmıyordu. Doğuştan ev hanımı olmayı bekler gibi bir tipi olan Mary ki Allah'tan kadın tatlı bir kadındı, hiç de ona biçmeye çalıştıkları ajan rolüne gitmiyordu. E doğal olarak emanet gibi durdu rolünde.

Yani, böyle azıcık spor yapsa kas çalışsa olacak ama işte...

Neyse, devam edelim:

3. Kesik sahneler, salak salak muhabbetler, su altı teması falan.
4. Kel alaka bir son

Sen al Mary'yi, bir sene boyunca oradan oraya kaçırt, Sherlock gelsin bulsun, geri dönsünler, kadınla uğraşan salak bir sekreter çıksın. Bu sekreter herkesi parmağında oynatmış olsun. Sonra da kadını çeksin vursun öldürsün. Bizim Watson da ondan sonra hepsi Sherlock'un suçu diye zırlasın. Oysa ki kadını aldatırken iyiydi.

Su altı konseptiyle derinlemesine şiir okur gibi konuşmalarla geçen birinci bölümün arkasından mal gibi kaldık. "Bu muydu yani? Bu mutlu o süper ötesi sezonun başlangıcı? Hayır olamaz."

Yahu Mary öldü ama kadının ölümü bile duygusuzdu. Ruhsuzdu. Olmamıştı. Beklentileri çok yüksek tutmuşlardı ve birinci bölümden batırmışlardı. 

Ya da izleyici o kadar devasa bir şey bekliyordu ki bu sıradanlıkla şaşkınlıktan öldürmeye çalışmış da olabilirler. Emin değilim. 

2. bölümün hakkını yemeyelim gerçekten birinci bölüme nazaran çok iyiydi. Watson ile Sherlock'ın yakınlaşmaları, Watson'ın Mary ile konuştuğu sahne ve Sherlock'la yüzleşmesi, Sherlock'ın iradesinin gücü... Uyuşturucu kullanımını iradesiyle kontrol edebilmesi... Yani bu bölüm bana, irademi kontrol ettikten sonra her şeyi yapabileceğimi gösteren bir bölüm oldu. Watson ile yakınlaşmanın bir yolunu bulduğu, bunun için kendi hayatını tehlikeye attabileceğini gösterdi ki Sherlock zaten her şeyi uçlarda yaşayan bir adam burası bizi şaşırtmamıştı. 

Seri katil meselesi de çeşniydi açıkçası. Sonuçta bölümü bir şekilde doldurmaları gerekiyordu ve bu yolu tercih etmişler. Eh fragmanın yüzde sekseni çöp oldu. Elimizde kaldı Moriarty ve o büyük patlama. 

Onlar da zaten 3. bölümde ortaya çıktı. Moriary, flashback'ten başka bir şey değildi. Patlama ise iyiydi. Hoşuma giden bir detay oldu. Kız kardeşi ortaya çıkararak, Sherlock'ın duygusal evrimini anlatmaya devam ettiler. Kendisini saykopat olarak tanımlayan Sherlock, psikopat bir kız kardeşe sahipti, Mycroft... Sen acıların çocuğuymuşsun haberimiz yokmuş.

Ki bana göre de bu kızın hikayesini düzgün aktaramadılar. 

Söylenen bir şey vardı. Bu sezon Watson biraz daha sert, Sherlock ise daha yumuşak olacaktı. Evet bu sözlerini tuttular. Sherlock, etrafındaki insanların hislerine daha fazla önem veren bir karakter olmaya başladı. Ki ben Sherlock'ı öyle daha cezbedici buluyordum. Etraf saykopattan geçilmez oldu. Maşallah hepimiz birer House, birer Sherlock gibiyiz. 


1. bölüm geldiğinde umarım 2 ve 3'le toparlarlar bu bölümü demiştim. Şimdi de diyorum ki, umarım 5. sezonla toparlarla bu sezonu. Çünkü böyle final olmaz. Böyle bitiremezler. Sırf bu sebepten, evet evet sırf bu sebepten 5. sezonu hakediyor bu dizi. Sağlam bir final sezonu çeksinler şu diziye yahu. 

Peki son söz olarak diyelim ki bu sezon bu dizinin gerçekten son sezonuydu ve bitti. Artık Sherlock olmayacak. Ne demek isterim?

Hemen söyleyeyim: bu sezona bakıp da bu diziyi yargılamak, diziye haksızlık yapmaktan öteye geçmeyecektir. Çünkü bana göre karakterlerde bir problem yoktu. Hiçbir zaman problem karakterler değildi.


Mary'yi bile bunca eleştirime rağmen sevdiğimi itiraf etmeliyim. Bir kadın ki iki adamı bu kadar güzel idare etti, takdirlik bana göre. 

Yine de söylemek isterim ki, son sezon bu kadar Holmes ailesine odaklanılmışken, karakter arasında iletişimlerin, anne ve babanın biraz daha fazla yer edinmesini isterdim. Anne ile babanın o dönemlerde çektikleri, karakterler arasındaki o etkileşim, o yüzleşmeler... O kadar güzel malzeme varken nasıl bu kadar sallamasyon bir üçüncü bölüm yaşatırlar anlamıyorum. Anne ve babanın yaptığı tek şey, "Ne olursa olsun o bizim kızımızdı."

3 tane zehir gibi çocuk yetiştiriyorsunuz, kendiniz malsınız maşallah. Hayret bir şey ya. 

Eksiklikler çoktu, ama sonuşta bir Sherlock'tu. Piyasadaki birçok diziye on basar.

Okuduğunuz için teşekkür ederim. Sherlock Holmes ile alakalı genel inceleme yazımı okumak isterseniz şuraya tıklamanız yeterli : tık

Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, sevgiyle kalın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:
Instagram
Twitter
Facebook

1 yorum:

  1. Kesinlikle katılıyorum. Umarım daha düzgün olan bir sezonla tanışma fırsatı buluruz.

    YanıtlaSil