5 Ocak 2017 Perşembe

Last of Us 2 Geliyor. Last Of Us Neydi, Ne Bekliyoruz?

Merhaba arkadaşlar! Biraz uzun zaman oldu ama güzel bir konuyla geri dönüş yapıyorum gibi hissediyorum. Bildiğiniz üzere Last Of Us Part 2 duyuruldu. Heyecanlandık elbette. Part 2'nin ışığında biraz bizim emektar Last Of Us'ı hatırlayalım.

  • Neydi bu Last Of Us?
Nasıl anlatsam, nereden başlasam? Öncelikle size kendimle alakalı bir bilgi vereyim. Bende sanırım kinemortofobi var. Evet bunu araştırdım. Özetle ben zombi düşüncesinden tırsıyorum. Zombili fimleri pek izlemiyorum. Oyunlarından hele hazetmiyorum. Özellikle o zombiyi öldürürken zorluk çekildiğini ve oynadığımız karakterin yaralanmaya başladığını fark ettiğim an tırnaklarımı yüzüme geçiriyorum. O yüzden itiraf ediyorum, ben bu tarz oyunları oynayamıyorum. Ben bu tarz oyunlar oynayan herkesi de izleyemiyorum. Zaten gamer'dan öte izleyici olduğumdan, genel olarak oyunları izlemeyi çok seviyorum. Peki ben nasıl oldu da Last of Us anlatır vaziyete geldim?

Last Of Us'ın ilk fragmanı çıktığında, sanırım Beyond Two Souls'u araştırıyor olabilirim. Oralar biraz silik, malum 3 sene geçmiş. Zombilerden haz etmeyen ve mümkün mertebe zombi oyunlarına yanaşmayan bir insan Last Of Us'a niye takar?
Söyleyeyim arkadaşlar, grafikleri, hikaye tanıtımı ve müzikleri.

Hikaye basit bir "aa kanka zombi varmış işte kesiyoz. Hehehehe" hikayesi değil. Gerçekten temiz bir hikaye işlemişler:

Yanlış olmasın 2013 yılında ortaya çıkan bir enfeksiyonu anlatıyor oyun. (evet enfeksiyon klişesi doğru ama bir dur, bir dinle bak.) Joel, esas kahramanımız, genç yaşta evlenip baba olmuş bir adam. Buna rağmen işleri toparlamışa benziyor ama eşiyle boşanmış. Yeni yeni ergenlik döneminde tatlı bir kızı var. Sarah. Hikaye de zaten Joel'in doğum gününde başlıyor.

Joel
Önce kızının hikayesiyle başladığımız maceraya, enfeksiyona sahip insanların yayılmış olduğu televizyon görüntülerini izleyebiliyoruz. Evin dışında gelen sesler, sirenler, patlama görüntüleri oldukça gerçekçi. Üstelik karakterlerin tepkileri de sizi hikayenin içine sokacak kadar gerçekçi.

Joel ve Sarah
Sarah, fellik fellik evin içinde babasını arayadursun, babasının cep telefonunu buluyor. Bakıyor ki amcası Tommy, zibilyon kere aramış Joel'i. Ortada Joel yok. Zaten bu ebeveynler en ihtiyaç olunan vakitte bir şeylere bakmak için ortadan kaybolurlar. Aynı zıkkım. Sarah, babasını bulduğunda, bizim de ilk zombi görüşümüz gerçekleşiyor. Keza Joel, yanlış hatırlamıyorsam zombileşmiş komşusunu silahıyla öldürmek durumunda kalıyor. 

Oyunun henüz başı. Ambiansın kalitesine bak
Daha sonra Tommy'nin de son hız gelmesiyle arabaya biniyorlar. Burada söylemeliyim, bana göre şehri, arabadaki muhabbetleri çok güzel yapmışlar. İki yetişkinin bir tane çocuğun korkmaması için olanı biteni hafifletmeye çalışarak anlatması... Etraftaki evlerin yanan görüntüleri... Yardım isteyen insanlardan kaçışımız falan, tipik bir kriz anında ne yapması gerektiğini bilmeyen insan psikolojisini çok güzel işlemişler.  Sadece o değil, yukarıdaki görselde mesela daha enfeksiyon yeni yayılıyor ve o sahneyi izleyenler bu bilinen sahneyi bu kadar etkileyici bir şekilde oyuncuya sunabildiklerinde bence hemfikir olacaklardır. Ne yazık ki o gecenin sonunda Sarah, bir polis/asker tarafından öldürülüyordu. İnanır mısınız? Kızı öyle güzel öldürdüler ki, oturup arkasından yas tutabilirdiniz.

Şu sahne birçok dizideki ölüm sahnesinden daha gerçekçiydi arkadaş
Daha sonra 20 sene atlama yaşıyoruz. Bir sonraki sahne, yaşlanmış bir Joel ile beliriyor. İnsanlar artık karantina bölgelerinde yaşıyorlar. Dışardan içeri girenler mutlaka taranıyor, enfekte olanlar katlediliyor. Enfekte olmamışlar içeri girebiliyor. Tabii ki sosyal statüler değişmiş. Bambaşka bir piyasa olmuş. Kaçakçılık bir meslek, insanın insana bile güveni kalmamış. İsyanlar başlamış, isyan etmeyenlerin ne olursa olsun yaşama dönemi başlamış.

Joel da bambaşka, aksi bir amca olmuş çıkmış. 20 sene sonunda az çok yoluna devam etmiş. Kendi işine gücüne bakmış. Tabii burada artık yeni karakter devreye giriyor. Mesela, Tess diye genç bir ablamız var, belli ki uzun zamandır dostlar. Birlikte silah kaçakçası olmuşlar iş yapıyorlar. İyi de bir dostlukları var. Hikayede romantizm göremedim. Belli ki Joel o tarz durumlardan elini eteğini çekmiş. Neyse, kısmet.

Tess
Tess bir gün geliyor, Robert'ın izini buldum diyor. Joel ve Tess yeni düzende silah kaçakçısı olarak çalıştıklarından, silahları satın aldıkları bir adam var. Robert bu, ama adam parayı almasına rağmen silahları getirmediği gibi ortadan da kaybolmuş. Tess ile birlikte başka kişiler de onu arıyor. Bizim karakterler önce biz bulalım diye yola çıkıyorlar. Buluyorlar da. Dövüyorlar, sorguluyorlar sonra da öldürüyorlar. Bunu bir de o kadar olağan bir şeymiş gibi yapıyorlar ki daha 10 dakika önce kızını kaybeden genç Joel ile yeni Joel resmen tezatlık oluşturuyor. İzleyici olarak biraz rahatsız oluyorsunuz bu kadar rahat kan dökülmesinden. Ama zaten amaç da burada Joel'in geçirdiği psikolojik evrim. Evrim her zaman iyi olmuyor herhalde, ama ihtiyaca göre olduğu kesin. 

Neyse, bunlar Robert'ı öldürmeden önce silahları soruyorlar. Robert da diyor ki "Ben onları Firefllies'a sattım." 

Checkpoint gençler: Fireflies bir asi devlet tarafından terörist ilan edilen örgüt. Başlarında Marlene diye bir tane kadın var. Birincil amaçları da yeni dünya düzenine karşı çıkmak. Doğal olarak sevilmedikleri kadar seviliyorlar da. Bazıları kahraman olarak görürken, bazıları terörist diyor. Karantina bölgelerinde çocuklar yetiştirilirken bu Fireflies'ların ne kadar tehlikeli olduklarını öğrenerek büyüyüyorlar vs. 

Hikayeye geri dönelim. Tess sinir oluyor. "Onlar senin değil ki satasın." diyor adamı öldürüyor. Tam o sırada Fireflies'ın lideri Marlene çıkıyor. Yaralanmış. "Size bir iş vereceğim. Eğer bunu yaparsanız silahlar sizin." diyor. Hadi diyoruz tamam. İş ne? 14 yaşında bir veledi (Ellie) bir yerden ta başka bir yere taşıma görevi. (normalde yakın da işte etrafta pis şeyler var) Joel tamamen karşı. Tess ise silahlar için yapılması şart diyor. Joel gariban napsın, istemeye istemeye kabul ediyor. Başımız belaya girecek bak ağzımıza ederler diyor ama dinlenmiyor.

Ellie
Gece oluyor bunlar karantina alanından kaçıyorlar. Tabii askerler alarma geçiyor. Sonunda da yakalanıyorlar zaten. Dedim ya bunların bir aleti var, üzerine tutuyorlar, enfekte misin değil misin anlaşılıyor. Adam geliyor Joel'a tutuyor, sorun yok. Tess'e tutuyor sorun yok. Ellie'ye tam tutacak, kız bir panik, saldırıyor adamlara. Öyle olunca bunlar da askerleri öldürmek durumunda kalıyorlar. Tess bir bakıyor ki Ellie enfekte. (ufukta da bir sıçtık mavisi) 

İşte ne yaparız, ne ederiz, kızı öldürelim falan derken Ellie diyor ki "Ben 3 hafta önce ısırıldım. Benim bağışıklığım var. Zaten beni de o yüzden istiyorlar. Benim sayemde bu hastalığın tedavisi bulunacak."

Bunlar da diyorlar en azından gidelim teslim edelim kurtulalım. Ama bir bakıyorlar ki teslimat yerinde Fireflies'lar öldürülmüş. Öldüren askerlerin de arkası kesilmiyor. Tess de dönüyor Joel'a "Siz gidin ben onları oyalarım." diyor. Joel hiç insan bırakır mı arkasında? Hele hele ortağını. Kabul etmiyor, tartışmaya başlıyorlar derken Tess diyor ki "Ben ısırıldım. Enfeksiyon bana da bulaştı. Öleceğim zaten, beni unut. Bu kız önemli, onu bir sonraki yere götürmen lazım. Bu tedaviyi bulsunlar, bunu benim için yap."

Joel da vefalı çıkıyor. Alıyor Ellie'yi, başlıyorlar maceraya. 

Burada aklımıza tabii Tommy geliyor. Yahu, bu adamın kardeşi Tommy vardı. Nerede? Joel zaten bunun cevabını size veriyor. Tommy meğersem zamanında Fireflies'a katılmış. Daha sonra bakmış Fireflies'lar adamlık etmiyor, sıkılmış ayrılmış. Zaten Joel ile de temiz kavga etmişler. O yüzden yolları da ayırmışlar. Joel da diyor ki, biz en iyisi Tommy'yi bulalım. Tommy bize Fireflies'ların mekanını söyler. Gösterir. E tamam diyor Ellie, Tommy nerede? Jackson, Wyoming'te. 



Arabayla bile 21 saat sürecek olan yolculuk yürüyerek 400 küsür saat, git git bitmez. Bunun kaçakçıları var, askerleri var, zombileri var. Bakın zombileri en sona koydum. Düşünün artık zombiler birçok insandan daha çok insan. 

Joel diyor oraya böyle yürüyerek gidemeyiz. Bizim bir arabaya ihtiyacımız var. Vakti zamanında bana borcu olan bir tanıdığım var, Bill. O adam bize bir araba ayarlar. Biz de arabayla gideriz. 

Bill'e ulaşmak için milyon tane zombi ve tuzağı alt ettikten sonra, sonunda Bill bunlara yardım etmeyi kabul ediyor. Ama defalarca Joel'a diyor ki "siktir et şu kızı. Git hayatına bak. Zaten herkes ölecek. Bu kız için ölmeye değmez." Ama bilmiyor ki tedavi o kızın içinde, içinde!

Ellie, Bill ve Joel. Eğlenceli zamanlar...
Joel "Sen kendi işine bak, bana arabamı ver." diyor özetle. Bill bunlara yardım ediyor ve Joel ile Ellie yola çıkıyor. Daha Penisilvanya'ya anca geliyorlar ki saldırıya uğruyorlar ve arabaları haşata dönüyor.

Burada, kaçakçılardan kaçarak yollarını bulmaya çalışırlarken abi kardeşe rastlıyorlar. Sam ve Henry.

Henry ve Sam
Henry, enfeksiyon yayıldığında daha 5-6 yaşlarındaymış. Yarım yamalak hatırlıyormuş bazı şeyleri. Barbekü partileri, komşuları falan. Bir süre bu ikisinin varlığıyla yollarına devam ederlerken, Sam'in ısırıldığı ortaya çıkıyor. Sam, Ellie'ye zarar vermeye çalışırken Henry, zombiye dönen kardeşini vuruyor, daha sonra da beklemeden intihar ediyor.

Gerçekten bir bilgisayar oyununa ait karakterin çaresizliğini gösteren, harika bir sahneydi bu arada. Dramatik bir sahne, dramatik sahne kapanışı. Bazen diyorum, film yerine hep oyun yapsınlar.  

Bu sahneden sonra görüntü kararıyor ve biz bambaşka bir mevsimle tanışıyoruz. Zaten de Sonbahar diye altta belirttiğinde, sonunda Jackson'a vardığımızı anlıyoruz. Dere tepe aştıktan sonra da Tommy'nin saklandığı köyü buluyoruz. Burada, Tommy'ye Fireflies'a Ellie'yi götürmemizin gerektiğini anlatıp biraz abi kardeş kavga ediyoruz ve sonunda Tommy'yi ikna ediyoruz. Bu esnada Ellie garibanım da Joel'in onu terk edeceğini hazmedemeyip, köydeki atlardan birini alıp kaçıyor. Bunu öğrenip peşinden gidiyoruz. Ellie'yi bulduğunda Joel ve Ellie bir güzel kavga ediyorlar. Ellie yalnız kalmaktan korktuğunu bir şekilde dile getirdikten sonra, Joel da, Tommy ile birlikte gitmesinin onun için daha önemli olduğunu söylüyor. Burada Ellie "Ben senin kızın değilim. Onun için çok üzgünüm ama ikimiz de birilerini kaybettik. Hayatım boyunca kim yanımdaysa ya öldü ya beni terk etti." diyor. Joel da "Evet sen benim kızım değilsin. Ben de senin baban değilim." diye ağırlığını koyuyor, kalbimizin ortasına okkalı bir taş koyuyor. Daha sonra bulundukları yeri düşmanlar sarınca tartışmalarını kesiyorlar ve Ellie uzunca bir süre sessizliğini koruduktan sonra Joel yaptığı gerzekliğin farkında varıyor. Tommy'ye, Ellie'yi kendisinin götüreceğini söyleyerek detaylı bir yol tarifi alıyor.

Yolda, bir çatışma esnasında Joel çok kötü yaralanıyor ve Ellie bir süre boyunca Joel'a bakmak durumunda kalıyor. Bu esnada avlanırken 2 kişiye rastlıyor. Adamlar çok aç olduklarını ve avlandığı et karşılığında istediğini ona vereceklerini söylüyor. Ellie de antibiyotik istediğini söylüyor. Adamlardan biri antibiyotiği almaya giderken diğeri, David, Ellie ile birlikte kalıyor. Bu esnada zombilerin saldırısına uğrayarak birbirlerine yardım ederek kurtuluyorlar. Daha sonra David, bir kızın ve manyak bir adamın adamlarını şehirde katlettiklerini söyleyerek Ellie'nin kim olduğunu anladığını ima ediyor. Ellie de ilacı verip onu rahat bırakmalarını söyleyerek ilacı adamlardan alıyor ve uzaklaşıyor.

David ve Ellie
Joel'a antibiyotiği verdikten sonra David ve adamlarının onu takip ettiklerini fark ederek dikkatleri Joel'dan uzak tutarak onları başka bir yere çekiyor. Ne yazık ki yakalanıyor ve hapsedildiği yerde anlıyor ki David ve grubu bir yamyam çetesi ve hayatta kalabilmek için insanları yedikleri gibi Ellie'yi de cinsel açıdan kullanılabilecek bir malzeme olarak görüyorlar. Ellie, adamlardan kurtulup kaçarken David tarafından tekrar yakalanıyor. İkilinin arasında geçen kavga sonucunda Ellie, canını kurtarmak pahasına David'i öldürürken Joel çıkıp geliyor ve kızı sakinleştiriyor. Bu sahnede artık Joel ve Ellie arasında adeta bir baba kız ilişkisi yakaladığını görüyoruz. Joel, Ellie'ye ciddi manada bağlanmış görünüyor. 

Kış son buluyor ve bahara geçildiğinde, Tommy'nin anlattığı yere gelmiş oluyorlar ve Fireflies örgütünün ana üssünü buluyorlar. Joel, Ellie'ye her ne olursa olsun onunla birlikte döneceğini ve döndüğü zaman ona gitar çalmayı öğreteceğini söylüyor. Ellie ise bir an önce bu işin bitmesini, daha sonra Joel ile birlikte her yere gidebileceğini söylüyor. İkili, yollarına devam ederken bir akıntıdan geçmek durumunnda kalıyorlar. Çevrelerinin kontrolünü kaybettikleri an da Ellie'nin boğulduğunu fark ediyor Joel. Kızı kurtarırken Fireflies'a denk geliyor ve etkisiz hale getiriliyor. Uyandığında, liderleri Marlene'i görüyor. Ellie'yi görmek istediğini belirttiğinde Marlene, kızı göremeyeceğini çünkü ameliyata hazırladıklarını anlatıyor. Kızın beynindeki bir paçayı kullanarak tedaviyi üretmeyi umut ettiklerini söylüyor. Joel da boş ya da dolu bir umut olsun farketmez, Ellie'yi kurtarmak için her şeyi yapacağını belirterek ameliyathaneye ulaşıyor.

Burada doktorlardan biri Joel için canavar sıfatını kullanması da ironik. Siz, bir kızın beynini açıp kızı öldürürken kahramansınız, adam kızı gibi gördüğü bir insanı kurtarmak için ortalığı dağıtınca canavar oluyor. Aman ne güzel.

Marlene, Joel'in Ellie'yi kaçırmaması için ikna etmeye çalışıyor


Ellie'yi alıp kaçarken tekrardan Marlene ile karşılaşan Joel, Marlene ile yüzleşip onu, Ellie'yi takip edememesi için öldürüyor ve Ellie'ye uyandığında, bir sürü bağışıklıklığa sahip insanın olduğunu ama tedavi üretemedikleri yalanını uyduruyor. Artık denemekten vazgeçtiklerini söylüyor.



Tekrardan Tommy'nin olduğu yere dönerken Ellie, Joel'a, ısırıldığında yalnız olmadığını, arkadaşıyla birlikte delirmeyi beklediklerini ve hala delirmeyi beklediğini anlatıyor. Bu hastalığın iğrenç bir şey olduğunu ve yok olması için her şeyi yapabileceğini ima ederek, söylediği her şeyin doğru olması ile alakalı söz vermesini istiyor. Joel da her şeyin doğru olduğu söylüyor. Ellie, Joel'a inanıyor ve hikaye burada son buluyor. 

  • Bu kadar özet yeter. Bize biraz oyunun dinamiklerini anlatsan diyorduk?
Anlatayım. Size şöyle yürülür, böyle zıplanır demeyeceğim elbette. Oyunu biraz daha gerçekçi yapan şeylerden söz edelim. Mesela, oyunda ilerledikçe silahları güncelleme gibi yetiler kazanıyoruz. Bu upgrade'leri yaparak daha uzun süreli ya da daha geniş çaplı bombalar yapabildiğimiz gibi, daha sert vurabileceğimiz silahlar da elde edebiliyoruz.

Tipik bir ekran görüntüsü
Aynı zamanda, yaralandığımız zaman iyileşmek için belirli bir süre harcamamız lazım. Heal kullan, hoop fulledik bar'ı, şimdi savaşmaya devam gibi bir şey yapamıyoruz. Silahları upgrade etmek de, kendimizi iyileştirmek de belirli bir süre istiyor ve ortalık sakinleşene kadar ve güvenli bir nokta bulana kadar bu tarz bir şeyi yapmamayı tavsiye ediyorum. Yoksa başınız belaya girebilir. Aynı zamanda bir harita yok. Yani biz neredeyiz, napıyoruz, nereye gideceğiz gibi soruları harita üzerinden takip etmek gibi bir şey yok (Assassin's Creed gibi). Yolunuzu kendiniz buluyorsunuz ama zaten bu tarz oyunlar da sizi sürüklüyor oyun gitmeniz gereken yere. O yüzden endişe etmeye gerek yok.

Boost me up Joel
Zombilerle etkileşime girdiğinizde, eğer size zorluk çıkarmaya başlıyorlarsa, mesela çok fazla fiziki temas halindeyseniz falan Ellie veya o an etrafınızda olan karakterlerin size yardım etmelerini sağlayabiliyorsunuz. Coop olayını bu şekilde tamamlamışlar. Hikayenin akışında da zaten Ellie ile çoğu noktada coop yapıyorsunuz. Garaj kapılarının altından geçirtip kapıyı tutması için bir şeyleri bulması veya uzun bir yerden geçerken yukarı çıkmasını sağlama gibi.

Sadece silahları değil, Joel'in yeteneklerine de yön verebiliyorsunuz. Mesela Assassin's Creed'deki Eagle Vision muhabbeti var ya, burada da Listen Mode diye bir şey çıkarmışlar. Aynı şey. Gerçekten. Ekran siyah beyaz acayip bir moda giriyor, etraftaki zombileri ve insanları belirlemenizde yardımcı oluyor. Sonra gidip kimi öldürecekseniz isterseniz gizli gizli isterseniz bayağı göstere göstere öldürüyorsunuz.
  • Bize Zombileri biraz daha anlatabilir misin? Infected nedir? Zombiler nasıl?
Tipik zombi hikayesini bilirsiniz. Zaten belli başlı birkaç distopya var. Bir tanesi deli dana hastalığınının mutasyona uğramasıyla zombi olmak mesela. Bu hikayede hangi sebepten zombi olunmuş hatırlamıyorum ama enfeksiyon şeklinde yayılan bir hastalık gibi düşünün.
4 çeşit zombi görüyoruz. Bunlar evrelerine göre, Runners, Stalkers, Clickers, ve Bloasters.

Runners
Runners, henüz enfekte olmuş ve kontrolünü kaybetmiş olanlara deniliyor. Bunlar cins insan gibi görünmeye devam ederken, aynı insan gibi ağlama sızlama sesi çıkarıyor. Sizi gördüğü zaman hayvan gibi çığlık atıp bağırıyorlar ve üzerinize doğru koşuyorlar. Patır patır silahla vuruyorsunuz, arkadan yaklaşıp boğuyorsunuz vs. En basit form diye düşünün. 

Stalker

Stalker, Clicker olmadan bir önceki seviye. Bu tiptekiler, Runners kadar öfkeli, Clickers kadar güçlü. Runners gibi görebildiklerinden dolayı daha hızlı fark ediyorlar sizi. Bu tipteki zombilerle karşılaşınca en mantıklı çözüm, aralarına bomba atmak, molotov kokteyli falan atmak. Diğer türlü başınıza bela olabiliyorlar.

Clickers
Bu tip, adını çıkardığı ses göre almış belli ki. Artık insan formundan tamamen çıkmış olan Clicker'ı ortadan kaldırmanın en rahat yolu tüfek gibi bir silahla vurmak. Veya kafasına tekme atabilecek şekilde dövmek. Ama siz yine de ağır silahlarla girmeyi tercih edin. Sıkıntı çıkmasın.

Bloaster
Geldik mi en baba tipe. Bloasters! Benim hatırladığım bir veya iki kere falan hikayenin akışında karşılaşıyoruz bu tiple ama en pis, en rezil, en tehlikeli ve en ölümcül olan zombi bu. Yakınına gelmeyi düşünmeyin bile. Hızlı ve temkinli olmanız gerekiyor. Uzak mesafeden size spor bombası gibi bir şey atıyor. Onlardan da sakınmanız şart. Molotov konteylleri hazır edin çünkü bu tipe tankla tüfekle girseniz de o kadar etki etmiyor. Bunu yakmak zorundasınız. En etkili yöntem de molotov kokteyli. Abanın, acımayın.


  • Last Of Us: Left Behind diye bir şey varmış. O ne?
Oyunda bir bölüm var. Joel yukarıdan bir yerden düşüyor. Karnına demir giriyor. Ellie de bu süreçte Joel'a göz kulak olurken David ve adamlarına denk geliyor. Onlarla uğraşıyor. Biz de bu süreçte Ellie'yi oynuyoruz. Daha sonra Joel da uyanınca bir Ellie'yi oynuyoruz, bir Joel'i. Böylelikle hikaye akışını sağlamış oluyoruz. Oyun biterken, son bölümde Ellie, ısırıldığı zaman yalnız olmadığını ve en yakın arkadaşıyla birlikte olduklarından söz ediyor: Riley.

Riley ve Ellie


Riley, ısırılmadan yaklaşık 60 gün önce ortadan kaybolmuş, daha sonra Fireflies'a katılmış bir şekilde geri gelmiş bir kız. 13 14 yaşlarında bir şey. Ellie'ye veda edebilmek için geri geldiğinde son bir günleri kaldığı için güzel bir gün geçirmek adına  alışveriş merkezine götürüyor Ellie'yi. İşte Left Behind, Ellie'nin Joel'a göz kulak olduğu süreç içerisinde ara ara flash back yaparak o anıya götürüp her iki anı da oynamanıza vesile olan kısım. Oyun bitince oynuyorsunuz. Oyunu oynayıp bitiren adama çerez gibi gelir. O yüzden sıkıntıya gerek yok. Burada Ellie'nin nasıl ısırıldığını da öğrenmiş oluyoruz.


  • Peki Last Of Us Part 2 ne alaka? Daha ne çıkarabilirler ki bu seriden?
Öncelikle şunu belirtelim. Fragmanında birkaç daha güzel detay gözümüze çarpıyor. Bana göre yeni tip enfekte olmuşlar geliyor. Belki Bloaster artık orta düzey kalacak. Bilemiyorum. Ama zaten zorlaştırmaları lazım. Fragmanı izlediğimizde, Ellie'nin artık 17 18 aşlarına geldiğini, yani büyümüş olduğunu görüyoruz. Joel, söz verdiği gibi gitar çalmayı öğretmiş. 

Bir evin içinde gitar çalarkenetraftaki cesetleri fark ediyoruz. Şimdi burada, bu insanlar onun dostu mu yoksa Ellie mi onları öldürdü bilemiyorum. Ama Ellie, Joel'a dönüp "Hepsini teker teker öldüreceğim." diyor. Ellie çok kızgın. Bİr intikam hikayesi izleyecekmişiz gibi geliyor bana. Hayırlısı. Ama böyle bir ikinci bölüm çıkarıyorlarsa, bu sefer tedaviyle alakalı yeni şeylerin ortaya çıkması ve hatta tedaviyi yaratmalarını istiyorum ben. Bir tane distopya en azından güzel bitsin. (Güzel bitecek olsa distopya olmazdı. İçimdeki ironiyi seveyim.)

Bazı yorumlarda, Ellie'nin elinin titrediğinden söz ediyorlar. Bu, enfeksiyonu kontrol edemiyor oluşundan da olabilir diyenler var. Ben buna katılmıyorum. Bir kere üstesinden gelmiş vücut seneler sonra enfeksiyon ortaya çıkmaz. Orada başka bir şey var. Heyecan olabilir, gerçekten nörolojik bir şey olabilir. Kısmet.

Çok kısa, çok az mesaj içeren bir fragman yayınlamışlar. İkinci oyunla alakalı pek fazla detay yok. Ama hikaye olarak güzel bir şey çıkacağı birinci oyundan belli bana göre. Ümitle bekliyoruz :)

Çok uzun bir yazı oldu. Yine de bu noktaya kadar gelip okuduysanız, teşekkür ederim. Bir sonraki yazımdaki görüşünceye dek, sevgiyle kalın. Ve düşüncelerinizi benimle paylaşmayı unutmayın :)

Beni takip edebileceğiniz hesaplar:
Instagram
Twitter
Facebook

1 yorum:

  1. Ben de yeni başladım ve gerçekten çok başarılı bir başlangıcı olmuş oyunun ;) devam ederim ben buna.

    YanıtlaSil